Zaman ve dimağ israfı mıdır acaba bu içerikten ve sunum duyarlılığından yoksun iletişim tarzı?

Zaman ve dimağ israfı mıdır acaba bu içerikten ve sunum duyarlılığından yoksun iletişim tarzı?

Ve kendilerine ait olduğuna inanarak

En yeniler en eskilerin sözlerini tekrarlıyor.

Goethe

Bilgi çağında olduğumuzun her fırsatta telkin edildiği bir dünyada yaşıyoruz bugün. Haberleşme ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler heyecan verici olanaklar sunuyor insana.  Sosyal medya denilen yeni bir platform meydana geldi. Sadece çocuklar ve gençler değil, belki ağırlıklı olarak onlar, ama onların dışında her meslekten yetişkinler de kendilerine yer buluyor bu platformda. Cumhurbaşkanı’ndan Diyanet İşleri Başkanı’na kadar çok farklı görev ve sorumluluk sahibi kişileri görüyoruz burada.

Örneğin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün twitter yoluyla kendisini izleyenlere seslenerek, dışarıda çok fazla kar yağdığını ve kendisinin bilgisayarın başında olduğunu ifade etmesi, twitterin Türkiye’deki kullanılırlığı hakkında bir fikir verebilir. Ayrıca, sözünü ettiğimiz iletişim türünde belirli bir (ahlâkî ve düşünsel) seviyenin korunup geliştirilmesi açısından da önemlidir Cumhurbaşkanı’nın bu (doğal ve içten) davranışı.

Teknoloji ve içerik

Öte yandan, özellikle genç kuşakların geleceği bağlamında zihnimi meşgul eden bir konuya da burada değinmek yararlı olacaktır. Bu,  sosyal medyanın böylesine yaygınlaştığı bir ortamda iletişim teknolojilerinin hızına ve gücüne paralel bir içerik (muhteva) ortaya koyup koymadığımızın sorgulanmasıyla ilgili bir konudur.

Gençlerimizin arasında zekâ pırıltıları, kavrama ve kısa yoldan kendini ifade etme becerisi yansıtanlar çoktur. Bu arada hayatın çelişkilerini gözlemleyip kendilerince yorumlayanlar, ince değini de bulunup iğneleyenler… Ama bunu yaparken alabildiğine kestirme- den gidenler… Kelimeleri ve cümleleri kullanırken işçilik ve emek zahmetine girmeyenler… Birbirinden etkilenenler, bilerek ya da bilmeyerek taklit edenler… Evet, bunlar da epeyce fazladır twitter kullanıcısı gençler arasında.

Zaman ve dimağ israfı mı?

O zaman bir şeyi iyi sorgulamak gerekiyor: Zaman ve dimağ israfı mıdır acaba bu içerikten ve sunum duyarlılığından yoksun iletişim tarzı? Potansiyel gücün ve yeteneğin anlık kabul görme ve karşı tarafta etki yaratma denemesi midir? Daha iyisi nasıl yapılabilir?

Eğer biz bilgi çağının içeriğini internet ve twitter kolaylığı ve hızıyla doldurmayı tercih edecek olursak, bilgiden ne anladığımızın da hesabını, en azından kendimize, vermek zorunda kalacağız. Bu sorumluluktan kaçamayız.

Zaman, her insanın ömrüyle sınırlıdır. Varlıklar âleminde zaman, her bir varlığın durumuna göre değişir. Klasik düşüncede (maddî anlamda) mekân da öyledir. Oysa bugün yukarıda dile getirdiğimiz iletişim olanağı, zaman ve mekân kısıtlamasını ortadan kaldırıyor.

Ne var ki, bu durum bir yanılsamayı da beraberinde getiriyor çoğumuz için. Zaman ve mekân kaydından nispeten kurtulmuş olan insan, bu azadeliğin sarhoşluğuyla, hatta çoğu kez birilerine hesap verme mecburiyeti bile duymadan, zamanını ve düşünme yeteneğini iyi değerlendirmemiş olabiliyor. İnternet ve twitter iyi bir donanımdan yoksun gençler üzerinde böyle olumsuz etkiler yaratabiliyor.  Bütün mekân ve zamanda at koşturmak isteyebilir insan. Bu ona hoş gelebilir.

Goethe’nin, Doğu-Batı Divanı’nda ifade ettiği gibi:

“Miras payım ne muhteşem, alanı bütün mekân!

Zaman sahip olduğum şey, tarlam benim zaman” diye düşünebilir insan. Tabii ki bu da mümkündür. Ama bir şartla: Bilgi ve gerçek anlamda eleştiri ile hakkaniyete uygun sorgulama marifetiyle olabilir bu.

Doğru bilgi, düşünce/fikir ve bunun genel kabul görmüş yöntemlerle sunumu, emek ve sabır gerektirir. Geleneksel basın-yayın yönteminde bu emek ve sabır zorunlu olarak vardı. Belirli teknik ölçütlere uymayan fikir ve edebiyat ürünlerinin yayımlanması mümkün olmazdı. Şimdi isteyen herkes, sınırlı da olsa, kendi sözünü ve düşüncesini topluma duyurabiliyor. Üstelik bunun fazla bir maliyeti de yok.

Bu gelişme aslında kötü değil, aksine, bunun iyi olduğunu da söyleyebiliriz. Birbiriyle tanışıp ortak anlayış zemininde varlık amacına yönelik işler başarmak durumundaki insan için vazgeçilmez bir fırsat olabilir bu medya.

Öğrenmek ve üretmek

Eğlenmeyi öğrenme ve üretme emir kipiyle anlayıp tüm zamana yaymak yerine, eğlenmenin yanı sıra öğrenmek ve üretmek eylemleriyle kendimizi donanımlı hale getirmek de mümkündür.

Böyle bir üretim için bol ve mümbit toprak gereklidir. Ancak böyle zengin toprakta yetişir çeşit çeşit meyveler ve besin değeri yüksek tahıllar. Kayalık üzerindeki ince toprakta değil. Ne su tutar, ne de rüzgâra direnir kayalıktaki toprak. Biz bunu hem doğada gözlemliyor, hem de kitaptan öğreniyoruz.

Kayalık alandaki toprak gibi

Twitter tekniği,  maddî alan itibariyle, düşünce sürekliliğine izin vermiyor. Tıpkı kayalık alandaki toprak gibi. Düşüncenin bir yerde yoğunlaşmasına da mâni oluyor bu sınırlılık ve geçicilik. Kısa cümleler ilginç gelebilir ama kalıcı iş görmüyor. Kesintiye uğrayan sözler/yazılar, nasıl telefon kablosundaki eklerin ses kalitesini ve sürekliliğini bozuyorsa, twitter tekniği de düşünmenin ve çözümlemede bulunmanın zeminini oluşturamıyor. Dalgakıran, sinyal kesen bir etki meydana geliyor.

Ama buna rağmen, yeni iletişim teknolojisi bir yol açıyor kişiye. Onun istediğini ifade etmesine ortam hazırlıyor. Kişi eğer donanımlı ise, iyidir bu. Ama gerekli donanımdan, bilgiden yoksun ise, o zaman çık çıkabilirsen işin içinden.

Bunu bir örnekle açıklayalım:  Twitter’da Sünnet-i Seniyye adı altında şöyle denilmiş: Sofradan doymadan kalkmak Sünnet-i Seniyye’dir.  Bir başkası ise ona yanıt veriyor: Bence doyup kalkmak daha iyi. Bir türlü doymak bilmeyenlerden olduk.

Burada ikinci kişi,  karşı çıktığı önermenin Hz. Peygamberin sözü (hadis) olduğunu bilmiyordur muhtemelen. Twitter yazılarında sıklıkla başkalarından, genellikle de eski yüzyıllarda yaşamış düşünürlerden alıntılar yapıldığı dikkate alınırsa, bunu normal karşılamak gerekir. Ama burada, niyeti öyle olmadığı halde, kendi düşüncesini Peygamberin sözünden öncelikli gören bir genç insanla karşılaşıyoruz. Bilmemekten kaynaklanıyor bu.

Söz sünnetten/hadisten açılmışken, şunu belirtelim: Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez’in twitter kanalıyla topluma hitap etmesi, belirli kavramların açıklanması ve öğrenilmesi bakımından faydalı olabilir.

Şimdi, bütün bunlardan sonra, ben de düşünüyorum nasıl toprak olsam diye. Nasıl toprak olsak diye düşünmeliyiz. Mümbit toprak olmak, olabilmek önemlidir. Düşünceyi besleyen, köreltmeyen toprak.