Yıllardır Türkiye’nin dahil olmak istediği yer Avrupa Birliği (AB)…

Yıllardır Türkiye’nin dahil olmak istediği yer Avrupa Birliği (AB)…

Demirel, Özal, Ecevit, Çiller, Yılmaz, Erbakan, Erdoğan, ayrı fikirler ayrı kişiler ama yön hep AB…

Kimisinin seçim vaadi oldu, kimisi içinse Hıristiyan cemaati ama hepsi çaldı kapısını, zorladı, çabaladı...

Çünkü, bu devlet politikasıydı. Başa TKP dahi gelse, bu politikaya devam edecekti ama şuan bir sorun var, geri adım attık artık, “Siz bize muhtaçsınız” dedik. Neydi bunu dedirten güç? Türkiye’ye dışarıdan biriymişçesine baktığımızda görüyoruz ki, genç bir dinamik ile yükselen, Avrupa ekonomisinde birinci, dünya ekonomisinde ise ikinci sırada bulunarak, dost düşman her tarafın gıpta ile bakmaya başladığı bir Türkiye şaha kalkmış ilerlemekte…

Tuskon faaliyetlerinden tutunda iş adamlarının şahsi yatırımlarına kadar oradan devletler arasında imzalanan ticari faaliyetlere, karşılıklı vize kaldırmaya

kadar varan ticari gelişmeler devletler muvazenesinde Türkiye’nin gücünü artırmakta...

Afrika, Asya kıtaları, Hindistan, Brezilya, Türkiye cumhuriyetlerle yapılan ticaret sonrasında ülkelerin AB bağımlılığı azalmaya başladı. Okuduğum bir haberde, Afrika’dan gelen Bayan “Türkiye’yi böyle bilmiyorduk, Avrupa’dan daha kaliteli ve daha ucuz mallar üretiliyor” deyip, milyonları bulan ticari sözleşmelere imza atıyordu. Bunun yanı sıra ise, yavaşlayan ve yaşlanan bir Avrupa gözler önünde, Avrupalı ekonomistler, yazarlar, aktivistler, entelektüeller vs. “Avrupa’nın Türkiye ekonomisine ve pazarına ihtiyacı var” çığlıklarını varsın AB duymuyormuş gibi davransın. Ancak duyması yakındır, desibel iyice arttı. Bu durum bizi saçma bir rahatlığa itmemeli, daha çok çalışmalı, ilim ile teknoloji ile halkı, iktidarı, muhalefeti hep birlikte hareket etmelidir.. Çünkü, dış politikasında bir bütün olarak hareket etmeyen ülkeler, olduğu yerde saymaya mahkûmdur. AB’nin şaşaa ile getirdiği Euro’nun vaziyeti ortada, AB ülkelerindeki çalkantıda ayrı bir mevzu…

Velhasıl-ı kelam, iktidar, bu yükselişi seçim amaçlarında kullanmamalı, muhalefet ise oy kaybı korkusu ile karşı çıkmamalı…

Bu başarı, hem iktidar hem muhalefet hem onları oraya gönderen Halkındır. Umulur ki, Avrupa Birliği erken uyanır geç kalmaz.