Eski zamanlarda Bizanslılara ev sahipliği yapan, sonrasında ise eşkıyaların kol gezdiği kervan yolu üzerinde bulunan Oylat, efsanelerin yayılmasına neden olan 3 güçlü yönüyle biliniyordu.
KUTSAL KOMBİNASYON ÜÇGENİ
Saklanmaya uygun olan Oylat mağarası, Roma döneminde kaplıca kültürünün yaygın olması nedeniyle yer altı su kaynağının olması ve dar bir vadide ile kanyon içinde yer alması.
Başlı başına bu 3 özellik nedeniyle bölge “kutsal kombinasyon” gibi değerlendiriliyor. Bu nedenle yüzlerce yıldır bölge definecilerin radarında oldu.
DEFİNE AVINA ÇIKILDI
Yayılan efsaneler sonrasında bölge halkı da dahil günümüze kez bölge tek tek taranarak altın avına çıkıldı.
Yine efsanelere göre bölgede altın, gümüş ve bronz sikke çıkarıldığı iddiaları, çeşitli heykel ve altın takıların bulunduğu söylentileri günümüze kadar yayıldı.
Ancak binlerce yıldır bölgeye dair yasal olarak tek bir çalışma yapıldı. 2004 yılında mağaranın belirli büyüklükte olduğu tahmin ediliyordu. Ancak yapılan keşif sonrası, dönemin İnegöl Kaymakamı Erdoğan Bektaş, büyük bir sorumluluk alarak Oylat Mağarasını turizme kazandırmak için düğmeye bastı.
Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılan çalışmalar sonrasında 95 metre yüksekliğinde, 665 metre uzunluğunda ki bölümü turizme kazandırıldı. Türkiye’nin en büyük 2. mağarası konumuna erişen bu eşsiz yapıda, halen cevap aranan sorular yanıtsız kalmıştı.
665 metre ilerlenen mağarada ne bir altın ne de bir tarihi eser izine rastlanılmadı. Ancak mağarada insan izlerine ulaşıldığı bazı bölümlerin tahrip edildiği söylendi.
ELDEN ELE HARİTALAR DOLAŞTIRILDI
Defineciler tarafından elden ele dolaştırılan haritalarda define simgelerinin yer aldığı İnegöl-Yenişehir ve İznik hattında antik geçişler ve kervan yolları gösteriliyor. Çünkü inanışa göre kervan yolu varsa, para vardır. Para varsa gömü de vardır.
Yüzlerce yıldır bölgede yaşayan köylülerin gece ışık görülmesi, eskiden bölgede keşişlerin yaşaması ve mağaranın bilinmeyen kollarının olduğuna dair söylentiler hiçbir zaman son bulmadı.
Nesiller boyunca bu söylentilerin peşinden koşanlar, “Mağaranın derinliklerinde ne var? Bilinmeyen kollar nerede?” sorusuna cevap aradı.
Jeolojik yapının karmaşık oluşu, bölgenin irili ufaklı kaya dağlarından oluşması, uçsuz bucaksız ormanlık alanları, doğal kırık ve karstik yapıların olması nedeniyle Oylat Mağarası’nın ve bölgenin gizemi hiçbir zaman çözülemedi.
Ve son zamanlarda İnegöl’de 2300 yıl öncesine dayanan Tevrat ile Hz. İsa dönemine dayanan İncillerin operasyonlarla yakalanması nedeniyle gözler yeniden Oylat Mağarasına çevrildi.
TEVRAT VE İNCİLLER BURADA MI SAKLANDI?
Kimi söylentilere göre dünya dinler tarihini değiştirecek bu eserler Oylat Mağarasının derinliklerinden çıkarıldı.
Yine İznik Konsilinde yakılmasına karar verilen Barnabas İncili ile Hristiyanlığın ilk metinlerinin yer aldığı kodeksler yine bu mağaradan çıkarıldı.
Bulunan bu tarihi belgeler şimdilik devletin elinde. İncelemelerin sürdüğü Tevrat ya da İncillerin gerçekliği, Oylat Mağarasını ya da İnegöl’ün sırlarla dolu başka bir bölgesini ortaya çıkarabilir.





