Cardiff’te bir araya gelen üç ülkenin başbakanı, halkların kendi anayasal gelecekleri konusunda demokratik karar alma hakkına sahip olduğunu vurgulayan ortak mutabakat metnini imzaladı.

İskoçya Başbakanı ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri John Swinney, Galler Başbakanı ve Plaid Cymru lideri Rhun ap Iorwerth ile Kuzey İrlanda Başbakanı ve Sinn Féin Başkan Yardımcısı Michelle O’Neill’in katıldığı görüşmeye, Sinn Féin lideri Mary Lou McDonald da iştirak etti.

Cardiff’te gerçekleştirilen zirvenin öne çıkan yönlerinden biri, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın aynı dönemde ilk kez Birleşik Krallık’tan ayrılmayı veya mevcut anayasal yapının değiştirilmesini savunan siyasi liderler tarafından yönetiliyor olması oldu.

SNP uzun süredir İskoçya’nın bağımsızlığını savunurken, Plaid Cymru da Galler’in bağımsız bir devlet haline gelmesini hedefliyor. Sinn Féin ise Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesini temel siyasi hedeflerinden biri olarak görüyor.

Plaid Cymru’nun mayıs ayında Galler’de iktidara gelmesinin ardından, Birleşik Krallık çatısı altındaki üç yönetimde de mevcut anayasal statünün değişmesini savunan liderler hükümetin başına geçmiş oldu.

Cardiff'teki görüşmede liderler, ülkelerinin kendi anayasal geleceklerini demokratik yollarla belirleyebilmesi gerektiğini savunan ortak bir mutabakat metnine imza attı.

Metinde Westminster yönetimine, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'da gelecekte yaşanabilecek anayasal değişiklikleri "hazırlama, planlama ve kolaylaştırma" çağrısı yapıldı. Liderler, bağımsızlık veya Birleşik Krallık'tan ayrılma konusunda referandum düzenleme haklarının tanınmasını talep etti.

İskoçya Başbakanı John Swinney, üç siyasi hareketin ortak görüşünün Westminster sisteminin ülkelerinin çıkarlarına hizmet etmediği yönünde olduğunu söyledi.

Swinney, Birleşik Krallık'ın mevcut yapısının sürdürülebilir olmadığını savunarak Londra yönetiminin gelecekte Birleşik Krallık'ın bugünkü yapısının değişebileceği bir senaryoya hazırlanması gerektiğini ifade etti.

BAĞIMSIZLIK DESTEĞİ İSKOÇYA'DA YÜZDE 47

İngiliz basınında aktarılan son anket sonuçları da dikkat çekti. Buna göre yarın referandum yapılması durumunda İskoçya'da seçmenlerin yüzde 47'si bağımsızlığa oy vereceğini belirtiyor.

Bağımsızlığa destek Kuzey İrlanda'da yüzde 36, Galler'de ise yüzde 32 seviyesinde bulunuyor. Dolayısıyla “İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda halkı Birleşik Krallık'tan ayrılmak istiyor” demek mevcut anketlere göre fazla kesin olur; üç bölgede de şu anda ayrılık yanlıları çoğunlukta değil. Ancak bağımsızlık yanlısı partilerin üç yönetimi aynı anda yönetmesi siyasi açıdan bir ilk niteliğinde.

Zirvede öne çıkan başlıklardan biri, bağımsızlık referandumlarının hangi koşullarda yapılabileceği oldu. Üç lider, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda halklarının kendi siyasi gelecekleri hakkında karar verme hakkının Westminster yönetimi tarafından sınırlandırılmaması gerektiğini savundu.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın kısa süre önce İskoçya’da bağımsızlık yönünde belirgin ve kalıcı bir toplumsal destek oluşması halinde yeni bir referandum seçeneğinin değerlendirilebileceğine yönelik açıklamaları da tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Ancak Başbakanlık, söz konusu ifadelerin hükümet politikasında herhangi bir değişikliğe işaret etmediğini açıkladı. Londra yönetimi, İskoçya’da ikinci bir bağımsızlık referandumunun şu aşamada gündemde olmadığını bildirdi.

İskoçya’da 2014 yılında gerçekleştirilen bağımsızlık referandumunda seçmenlerin yüzde 55’i Birleşik Krallık’ta kalma yönünde oy kullanırken, bağımsızlığı destekleyenlerin oranı yüzde 45’te kalmıştı. Brexit sürecinin ardından ise özellikle İskoçya ve Kuzey İrlanda’da Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin anayasal tartışmalar yeniden güç kazandı.

Queen’s University Belfast tarafından Kuzey İrlanda’da yapılan bir araştırmaya göre katılımcıların yüzde 66’sı, Brexit’in Birleşik Krallık’ın dağılma ihtimalini artırdığı görüşünde.

Kaynak: Haberler.com