Yıl 1997…

Zonguldak´ın Ereğli ilçesine bağlı bir maden kasa-bası olan Kandilli Beldesinde Ortaokul son sınıf öğrencisiyim. Babam, Türkiye Taş Kömürleri Kurumu´na bağlı Armutçuk müessesesinde maden işçisi olarak çalışmaktaydı. Ancak her maden işçisi gibi sağlık sorunları baş gösterip, giderek artmaktaydı. Nihayetinde Akciğer ve Mide sorunları nedeniyle madene inemez oldu ve işletmenin başka bir bölümünde görev almaya başladı. Bununla da kalmadı tabi. Eğer kömür tozu bir kere ciğerlerinize girmişse, çıkmaz artık oradan. Her röntgen filminde benek benek gülümser, “ben buradayım, benden kurtulamazsın” der gibi.

O zamanlar maden işçileri Zonguldak´ta bulunan Amele Birliği Hastanesine giderdi tedavi için. Maden hastalıkları üzerine tedaviler yürüten bir nevi İhtisas Hastanesi gibi. Tam hatırlayamıyorum ama senede 2-3 kez giderdik bu hastaneye. Ya babam yatardı tedavi için ya da bir yakınımıza geçmiş olsun ziyaretine giderdik… Zaten ne zaman gitseniz, Kandilliden birileri olurdu bu hastanede. Tam anlamıyla sağlığına kavuşan kimseyi görmesem de gittik-geldik yıllarca…. Yıllar sonra askerlik gibi birbirlerine anlatır madenciler hastane anılarını. Ömür hastalıkla geçince anılarda hastanede oluyor tabi.

Her neyse…

Bir gün bir haber geldi ve Kandilli´ye bir “Göğüs Hastalıları Hastanesi” açılacak dendi. Yani artık saatler süren Zonguldak yolculukları bitecek, yanı başlarına kurulacak hastanede tedavi olacaktı madenciler. Bir maden hastası babanın, ailesinden uzak üç ay Zonguldak hastanesinde yattığını düşünürseniz, o aileler için bundan daha sevindirici haber olamazdı sanırım.

Çalışmalar hızla başladı hastane için. Madene yaklaşık 200 metre mesafede bulunan Armutçuk Maden İşletmesi´nin işçi yatakhaneleri olarak kullanılan 4 katlı binasına bir tabela asıldı. Tabelada, “Armutçuk Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi” yazıyordu. Hemen ardından ilave yataklar gelmeye başladı. Tıbbi cihazlar getirildi ama bir türlü Doktorlar atanamadı.

Demirel geliyor…

Aradan aylar geçti. Bir türlü açılmadı bizim hasta-ne. Umutlar tam tükeniyordu ki, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´in hastanenin açılışı için geleceği söylentileri yayılmaya başladı. Önce inanamadık tabi. Düşünsenize, 10 bin nüfuslu bir maden kasabasına Cumhurbaşkanı gelecekti. İnanılacak gibi bir olay değil, devlet bizi unutmamış, en üst makamı ile bizi onurlandıracaktı. Şimdi diyeceksiniz ki, Başbakan, Bakan dururken, neden Cumhurbaşkanı açılış yapsın. Dönemin siyasi yapısına bakarsanız, anlarsınız.

Neyse, Ereğli-Kandilli arasındaki 17 kilometrelik yolun asfalt düzenlemeleri yapıldı. Cumhurbaşkanı´ nın geçeceği yollara sarkan ağaçlar budandı ve her yer temizlendi, Demirel gelecekti ya hastane açılmasa da olurdu artık…

Ve söylenti gerçeğe dönüştü…

20 Eylül 1997´de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel´in hastanenin açılışı için geleceği kesinleşti…

Beklenen tarih gelmişti artık.

Günlerden Cumartesi olmasına rağmen tüm izinler iptaldi. Tüm öğrenciler ve öğretmeler ellerimizde bayraklar Cumhurbaşkanını bekliyorduk. Hep televizyonlarda gördüğümüz Demirel´i yakından görecek olmanın heyecanı ile hastaneye giden yolun kenarlarında yerimizi almıştık.

Nihayet Cumhurbaşkanlığı makam aracı göründü. Araç yaklaşırken, çok az aralanmış arka camdan salla-nan o meşhur şapkayı fark kettim. Araç önümden geçerken siyah olan arka camdan içerisi görünmediği için Demirel´i görememiştim ama şapkayı çok net hatırlıyorum. Kalabalık yüzünden açılış alanına yaklaşamadım, Cumhurbaşkanı´nın araçtan indiğinde görmedim. Tek hatırladığım yaklaşık on dakika sonra, aracın geldiği yöne hızla gittiği… Açılış bitmiş Cumhurbaşkanı dönmüştü artık.

Kendisini göremesem de şapkasını görmekte yetmişti bana... :)

Peki hastaneye ne mi oldu?

Merakınızı gidereyim.

Yıllar sonra Milliyet Gazetesinde yayınlanan bir haberi aynen sizinle paylaşıyorum;

“Zonguldak´ın Ereğli ilçesi Kandilli beldesinde dokuz yıl önce açılan 100 yataklı Armutçuk Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, hasta olmadığı gerekçesiyle kapatılıp, çürümeye terk edildi…”

TTK´ya ait işçi yurtlarının tamir edilmesiyle yapılan ve 20 Eylül 1997´de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açılan 4 katlı hastane, Sağlık Bakanlığı ile protokol yapılamadığı için, bölgede ağırlıklı bulunan SSK´lılara hizmet veremeyince yeterli hasta kabulü gerçekleştiremedi.

Yani, bizim hastane Sağlık Bakanlığına bir türlü devredilemediği için hastane olarak hiç kullanılamadı. Peki, Sağlık Bakanlığı, Cumhurbaşkanın açtığı bir hastaneyi neden bünyesine katmadı ya da Sağlık Bakanlığı böyle bir hastaneden haberdar mıydı? veyahut haberde geçtiği gibi hastamı yetersizdi? Madem hasta yoktu neden hastaneye onca masraf edildi? Bu soruları kime sormak lazım. Tabii ki dönemin hükümetine.

Ben dönemin koalisyon hükümetini oluşturan partileri söyleyeyim ANAP-DSP-DYP (ANASOL-D), siz beğendiğinize sorun…