Tarihsel veriler ve dönemin şahitlikleri, atalarımızın İnegöl toprağına neden çınar fidanlarını diktiğine ışık tutuyor.
Günümüze ulaşan rivayetlere göre 1300'lü yılların başında, İnegöl’ün fatihi Turgut Alp ve fetih arkadaşları askeri harekatların hemen ardından bölgeyi kalıcı bir vatan haline getirmek için ilk iş olarak toprağa çınar fidanları dikti. Dönemin tasavvufi ve siyasi anlayışına göre çınar ağacı, sadece bir bitki değil; kurulacak olan cihanşümul devletin, adaletin ve kalıcılığın en büyük simgesiydi.
ZAMANI DURDURAN MÜHÜR
O dönemlerde çınar fidanlarının dikilmesinin temel amacı; insan ömrünün sınırlı, ancak çınarın ömrünün bin yıla yakın olmasıydı. "Zamanı durduran bir mühür" olarak görülen çınar ağaçları dikilerek, tüm dünyaya ve gelecek nesillere bu toprakların artık kalıcı olarak Türk-İslam medeniyetine ait olduğunun mesajını biyolojik bir kanıtla ilan ediliyordu.
Çınarlar sadece sembol değildi. ; hayati bir altyapı teknolojisiydi
DAHİCE BİR PLANIN PARÇASIYDI
Tarihçiler , 1300’lü yılların İnegöl’ünde binlerce çınarın ısrarla yetiştirilmesinin ardında çok katmanlı, pratik ve stratejik nedenler bulunduğunu belirtiyor. Yani çınarların bu denli her yere dikilmesi dahi bir planın parçasıydı.
EKOLOJİK MÜHENDİSLİK DETAYI
Sulak bir ova yapısına sahip olan ve yer yer bataklıkların bulunduğu İnegöl’de çınarlar, güçlü kök yapılarıyla muazzam miktarda su çekerek taban suyunu dengeledi, toprağın çamurlaşmasını engelledi ve salgın hastalıkların önüne geçti. Günümüzde uzmanlar buna Ekolojik Mühendislik ve Drenaj projesi adını veriyor.
Yine beton binaların ve kapalı pazar yerlerinin olmadığı o yüzyılda hızlı büyüyen çınarlar, devasa yaprak kubbesiyle çarşıların, pazar yerlerinin (arastaların) ve sosyal alanların kurulabileceği zorunlu gölge merkezlerini var etti. Bu adım 1300’lü yıllarda bile şehir İmarına ve kamusal alan planlamasına ne kadar önem verildiğini ispatlayan bir kanıt olarak gösteriliyor.
ASKERİ STRATEJİBİN BİR PARÇASIYDI
Uç bölgesi olan İnegöl'de hızlı büyüyen geniş çınarlar, altına konuşlanan süvari birliklerini ve atları düşman gözcülerinden saklayan doğal bir kamuflaj hattı ve ses perdesi oluşturdu. Kısacası askeri stratejinin önemli parçasını oluşturuyordu.
CANLI ECZA DEPOSU ROLÜNÜ ÜSTLENİYORDU
Bir çok stratejinin parçası olan çınar ağacı kabuğunda bulunan yüksek tanen oranı, savaş cerrahisinde kan dondurucu ve yara kapatıcı olarak ta kullanılıyordu. Dilden dile dolaşan rivayetlere göre yapraklarından elde edilen kürler ordu ve halk için ateş düşürücü ve ağrı kesici birer tıbbi ilaç vazifesi gördü.
DÜNYAYA KARŞI YAŞAYAN” TAPU SENETLERİ”
Bugün İnegöl sokaklarında, tarihi İshak Paşa Camii avlusunda veya kırsal mahallelerde göğe yükselen asırlık çınarlar, kentin geçmişini kesintisiz olarak gövdesindeki yaş halkalarında taşıyor. Yazılı belgelerin yok olabildiği dünyada, karbon testleri ve bilimsel incelemeler bu ağaçların yüzlerce yıl önce, henüz dünya haritaları yeniden çizilirken bu topraklara dikildiğini tartışmasız şekilde kanıtlar nitelikte. Bu nedenle dünyaya karşı tapu senetleri olarak gösteriliyor.
Her gün altında oturduğumuz ya da yanından geçtiğimiz İnegöl’ü çevreleyen binlerce çınar, tarihin tüm sırlarını günümüze kadar tutmaya devam ediyor.
ADALET, BARIŞ VE EBEDİYET SİMGESİ
İlçede yaşayan 300 bini aşkın insanın farkında bile olmadığı çınarların sadece bir çevre koruma faaliyeti olmadığı; yedi asır önce bu toprağa adalet, barış ve ebediyet yeminiyle vurulmuş "canlı mühre" olduğu görülüyor. Peki bu gerçeği İnegöl’de kaç kişi biliyor? Bu devasa çınarların korunması noktasında halkımız ne kadar duyarlı? İşte bu sorular şimdi cevap bulmayı bekliyor.






