YENİ Parti lideri Özgür Özel, parti genel merkezinde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Belediye başkanlarımızı hiçbir tercihe zorlamadık"
Önceki partisinden ayrılarak yeni partiyi kurduğu süreçteki ilkeli duruşunu hatırlatan Özel, yerel yönetim dengelerinin hassasiyetine vurgu yaparak şöyle konuştu:
"Hatırlanacağı üzere, geçmişteki partimizden ayrılıp bu yolu açtığımızda, henüz bu tartışmalar dahi ortada yokken herkesi davet ederken belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin konumlarının özel olduğunu, meclis aritmetiklerinin hassasiyet taşıdığını ifade etmiştim. Belediye başkanları milletimiz tarafından doğrudan kentlerine, ilçelerine ve beldelerine hizmet etmeleri amacıyla vazifelendirilmiştir. Bu motivasyonla atacakları her adıma hürmet ettiğimizi ve kendilerini asla bir karara zorlamayacağımızı net biçimde aktarmıştım. O tarihten bu yana YENİ Parti olarak bu tutumumuzu kararlılıkla koruyoruz."

"'Ya benimsin ya kara toprağın' anlayışıyla siyasetçi heba edilemez"
CHP'deki mevcut yönetime sert eleştiriler yönelten Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Butlan yönetiminin son günlerde devam eden ve bugün de sergilediği tavra bakın; sanki 31 Mart akşamının CHP’si kendileriymiş gibi bir eda içindeler. Kalkıp, 'Bir partiden seçildin, nasıl olur da başka bir partinin genel başkanına bilgi verirsin?' diyorlar. O bahsettikleri genel başkan, 31 Mart seçim gecesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanıydı. Siyasette 'ya benimsin ya kara toprağın' anlayışı olmaz; Türkiye’de hiçbir siyasi değeri bu şekilde hoyratça israf edemezsiniz. Hele ki Mansur Yavaş çapında bir devlet ve siyaset insanının, sandıktan çıkmamış, iktidar eliyle tayin edilmiş butlan yönetiminin kaprisleriyle terbiye edilmeye çalışılması ve oradaki hesaplara alet edilmesi asla kabul edilemez."
"Sayın Yavaş tarihin doğru tarafında durdu"
Mansur Yavaş'ın sürecin başından itibaren sergilediği meşruiyet duruşunun altını çizen Özel:
"Sayın Yavaş, butlan kararı açıklandığı ilk andan itibaren kurduğu tüm dengeli ve özenli cümlelerde seçilmişlik iradesine vurgu yapmış; yargı marifetiyle siyasetin dizayn edilmesine karşı çıkarak tarihin doğru tarafında yer almıştır. Bizler de onun bu tutumunu kıymetli bulmuştuk, ben şahsen bugün de aynı fikirdeyim. Bundan sonraki süreçte kendisinin öncelikli yükümlülüğü Ankara’ya ve kendisine teveccüh gösteren seçmenlere karşıdır. Bu kitle yalnızca tek bir partinin tabanından ibaret olmayıp, çok daha kapsayıcı bir halk desteğidir. Geçmişi iyi okumak ve geleceğe de bu vizyonla bakmak gerekir. Şayet asıl hedefimiz toplumun geniş kesimlerini rahatsız eden bu mevcut iktidarı değiştirmekse, herkesin bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesi şarttır. Mansur Bey için bu kararın bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum."





