2015 genel seçimi geride kaldı.
Seçim sonucunda, hiçbir siyasi parti tek başına iktidar olacak 276 vekil sayısına ulaşamadı. 13 yıldır iktidarda olan AK Parti’ye millet bu sefer “tek başına iktidar” vizesi vermedi.
Milletin kararına başta siyasi partiler olmak üzere hepimiz saygı duymak zorundayız. Seçmen bu seçimlerde iktidara “biz bazı konulardan rahatsızız” mesajı verdi demek herkesin mutabık kaldığı bir tespit olacaktır sanırım.
Nedir bu rahatsızlık yaratan konular?
Kimisi için Başkanlık sisteminde inat edilmesi, kimisi için aday belirlemede temayül yoklamaları ve diğer kriterlerin göz ardı edilerek tabana kulak verilmemesi, kimine göre seçim öncesi parti içinde yaşanan Arınç-Gökçek kavgasına benzer sıkıntılar veya Erdoğan’ın seçim için sahaya inmesi…
Buraya kadar sorun yok. Ama bu hava seçimden sadece iki saat sonra yerini başka bir havaya bıraktı. O da, “şimdi ne olacak?” Belirsizliği.
Belirsizlik atmosferinde geçecek önümüzdeki günler anlaşılan. Bu atmosferde seçmenin gözlemci konumunda olduğunu unutmayın. Oy verdiği partinin refleksine göre olası erken seçimde hareket edecek, bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Örneğin, AK Parti’den kopan seçmen “acaba mesajın gereği yapılacak mı?” sorusunun ceva-bı için AK Parti’yi izliyor olacak. Muhalefet ise, ülkeyi kaostan çıkarmak için adım atmaz ise, yani kibir gösterir ise, olası bir erken seçim durumunda AK Parti’de olduğu gibi cevabını alacaktır.
Millet artık “uyumlu olun, adam gibi işinizi yapın, düzgün bir devlet politikası çerçevesin-de hareket edin, konuşun, anlaşın, milli çıkarlarımızı gözetin, israf etmeyin, bizi bölmeyin, her şeye hayır demeyin, koltuklarınıza yapışıp kalmayın ve kavga etmeyin. Çünkü biz ar-tık sıkıldık…” diyor.
Hem de bağıra bağıra diyor.
Uzun süreli bir koalisyon hükümeti kurulabileceğini pek sanmıyorum ama partilerin koalisyona bakış açıları ve koalisyon için masaya oturduklarında söyleyecekleri erken seçimde alacakları oyu belirleyecek. Ve biz bu arada “en çok kim iktidar olmak istiyor?” sorusuna cevap bulacağız. Yani, “yerimiz iyi, biz böyle kalalım” diyenler olabilir. Bu direkt bir söylem değil tabi. Görüşmeler başlayınca daha net anlaşılacak demek istediğim.
Beklenmeyen bu seçim sonuçlarının ardından kimsenin B planı yok gibi görünüyor.
Şunu unutmayalım, millet dediğiz olgu, B planını uygulamak için seçime ihtiyaç duyar. Ya-ni, partilerin bir B planı yok ise, erken seçimde millet B planını uygulayacaktır. O plan, mesajı doğru alan partinin lehine olacaktır. Diğerleri ise halkın gözünde belirsizliğe çare olamadıkları için sorumlu tutulacaktır