Geçenlerde Pazar alışverişi yapmak için Cumartesi Pazarına gitmiştim.
Benim bir önceki köşe yazımda yaşanan talihsiz olaylarda kaybettiğimiz gencecik çocuklarımız ile ilgili yazımı okuyan bir dostum bana:
“Yusuf, inan iki torunum var onlar dünya tatlısı çocuklar. Herkesin çocuğu değerlidir tabi. Anneleri onları her okula götürdüğünde içim parçalanıyor adeta. Hep vesvese, hep korku! Ya aynı olaylar buralarda da yaşanır mı diye yüreğim ağzıma geliyor. Siz Basın mensubusunuz, bu tür olayları biraz canlı tutarsanız okul yöneticileri ve güvenlik güçlerde okullarımızı sürekli mercek altına alırsa içimiz biraz olsun rahatlayacaktır!” dedi. Ben ise kendisine:
“Merak etme! Şemi Bey zaten Güvenlik güçlerimiz tüm okullarda nöbet halinde. Devletin gücü garantisinde sizler rahatlıkla çocuklarınızı okula yollayabilirsiniz!” dedim.
Gerçekten biz Basın olarak sürekli konu ile ilgili uyarılar, tavsiyeler ve görüşler belirterek yazıp duruyoruz. Ne var ki sadece yaşanan o mevhum olay değil sorunlarımız. Toplumumuz da maalesef sabırsız ve öfke kontrolsüz bir hal almış durumda. Yapılan yanlış tutumu veya hatalı davranışları affetmek yerine sinirle ve öfkeyle karşılık vererek işi kavgaya dönüştürmek adeta adet oldu.
Hayatın her anında ister trafikte olsun ister cadde de ve hatta sokakta bir kargaşa içindeyiz. Bir birimizin bam teline basarak işi kavgaya küfüre, hatta yaralanmalara ve silahlı saldırılara dönüştürmekteyiz!
Böylesine öfke niye? Böylesine hırçınlık, canı burnunda biri olmak neden? Bir yandan savaşlarla insanların psikolojisi bozulurken bir diğer yandan geçim sıkıntısı ve yaşanan çocuk katili olayları cereyan ederken, insanların dengeleri altüst olmuşken bir de eften püften sebeplerle kavga etmek ne diye?
Bu soru işaretleri sonrasın da akıllarımızda mutlu ve hoş görülü olmanın yollarını nasıl çözebiliriz? İşte bunu bilmiyorum. Yukarıda belirttiğim gibi okullarımız da güvenliklerin artırıldığını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak öğrenci velilerinin hala tedirgin bir şekilde çocuklarını okula gönderdiği bir imtihan gibi süreçten geçiyoruz.
Onlarca yıl çocuğunu yetiştir büyüt ilim irfan sahibi olsun diye okula yolla ardından psikolojisi bozuk manyakların kurbanı olsun! Akıl almaz durumların batağında çırpınıyor gibiyiz. Ben öğrenci velilerine yerden göğe kadar hak vermiyor değilim. Fakat başka bir çözüm yolu da yok. Velilerimiz çocuklarını yakın takibe almalarını tavsiye etmekten de başka çözüm yolu da yok gibi.
Bazan düşünüyorum bizim yaşadığımız zamanlarda böyle olayların olmadığını. Ve kendimce acaba nüfus arttı da böyle olaylar daha çok gün yüzüne mi çıktı diye düşünmüyor değilim.
Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifet name adlı eserinde ki gibi biz de Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler diyerek on ki kıtadan oluşan manzumenin iki kıtasını sizinle paylaşmak istedim esen kalın…
Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevla görelim neyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler