Ramazan ayının Kur´an ile yakın ilgisi vardır. Çün-kü Kur´anı Kerim bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Yüce Mevlamız  Kur´an-ı Kerim´de şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, Kur´an-ı Kerim onda indirilmiştir. O Kur´an-ı Kerim ki, insanları doğru yola ileten, hakla batılı delillerle birbirinden ayırt eden ilahi bir kitaptır. Kim bu aya erişirse o ayda oruç tutsun. Kim de hasta veya seferi durumda olursa (bundan dolayı) tutamadığı günleri diğer zamanda tamamlar”. (Bakara,183.) Bu ayet-i Kerime-de ifade edildiği gibi Ramazan ayı Kur´an ve oruç ayıdır.

Kur´an-ı Kerim, Allah´ın (c.c.) kelamıdır ve sözlerin en hayırlısıdır. Büyükler büyüğü Hz.Allah tarafından ul´ul-azm yani ulu peygamberlerden birisi ve sonuncusu Hz.Muhammed (s.a.v)´e ve onun vasıtası ile de tüm insanlara bir yol gösterici olarak indirilmistir. İnzal olunmasının ana gayesi insanlarin hem dunyada hem de ahirette mutlu olmalarıdır. Kur´an insanı en doğruya, en güzele yönlendiren kutsal kitabımızdır. Nitekim ayet-i kerimede söyle buyurulmaktadır: “şüphesiz ki bu Kur´an en doğru olana alıp götürür. Güzel gü-zel davranışlarda bulunan muminler için büyük mükafaat olduğunu mujdeler.” (İsra Suresi,17/9)

Kur´an-ı Kerim´in bir kelimesi, bir harfi bile değişmemis, değiştirilememiş ve ila yevm´il-kıyame (dünyanın sonuna kadar) de degiştirilemeyecek olan, Hz. Muhammed (s.a.v.)´in en büyük mucizesi ve tüm çağlara hitap eden ilahi kaynaklı ve son kitaptır. İnsan ne kadar hatalı ise, insanlar tarafindan kaleme alınmış kitaplar da o kadar hatalıdır. Noksanları ve yanlışları vardır. Bu da normaldir. Ancak Cenab-I Hak tarafından indirilen Kur´an-ı  Kerim için eksik noksan ve yanlış söz konusu olamaz. Durum böyle olunca kelamullah olan Kur´an-ı Kerimi okuyan da sevap kazanıyor, dinleyen, ezberleyen ve okutan da cok sevap kazanıyor. Hele hele Kur´an ayetlerini anlayıp, hükmüyle amel ederek hayata geciren sevap kazandığı gibi, ayrıca iki dünyada da mutlu oluyor.

İbadet lisanı olması açısından da her müslümanın Kur´an-I Kerimi ala kavaid´id-tecvid (tecvid kurallarına göre) okuyabilmesi ve yeterince de ezberlemesi gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimin yapacağı ibadetlerin en faziletlisi Kur´an´ı okumaktır” (es-Silsile ed-Daife, 2515) Kur´an ayetlerinin okunduğu yerlere nur yağar, bereket yağar, bolluk olur, melekler oraları doldurur, şeytanlar da orayı terkedip kaçarlar. İşimiz, görevimiz, çoluk çocuk ailesi, geçim derdi ve meşguliyetimiz bizi asla Kur´an´ı okumaktan, namaz kılmaktan ve diğer ibadetlerimizden alıkoymamalıdır. Kur´anda dünyamızı ve ahiretimizi tanzim eden hükümler bulunmaktadır. Bizlere onları öğrenip, anlayarak hayata geçirmek düşmektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v):  “Öncekilerin ve sonrakilerin ilmini isteyen kimse Kur´an-ı deşelesin (araştırsın)” buyurmaktadır. (Mecmeu´z-zevaid,7/168)

 Biz insan aklıyla kavranıp anlaşılması mümkün olmayan metafizik (fizik ötesi),yani ölümden sonraki ahiret hayatı ile ilgili bir takım gerçekleri Kur´andan ve sevgili peygamberimizin sünnetinden öğrenebilmekteyiz. Toplum hayatında arzulanan en büyük hedef; huzur, güven, mutluluk ve asayişin tesis edilmesidir. Bu husus Allah (c.c) tarafından ilahi kitapların indiriliş, peygamberlerin de gönderiliş gayesi  ile tamamen örtüşmektedir.

 Cemiyetimizin ve insanımızın hasretini çektiği huzur, barış ve emniyetin sağlanmasında başvurulacak yegane sağlam adres Kur´an-ı Kerimdir. Çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere, kadını ve erkeğiyle bütün insanlar ne kadar da onun gölgesinde ömür tüketmeye ve onun ahlakına muhtaç!

Çocuklarımızın sağlıklı olmaları ve birtakım hastalıklardan korunmaları için onlara Tifo aşısı, Verem Aşısı gibi bazı aşıların zamanında yapılması gerekir. Aynen bunun gibi yavrularımızın manevi hastalıklardan korunabilmeleri için de her biri birer manevi aşı demek olan; iman aşısı, Allah korkusu aşısı, din ve ahlak aşısının yapılması kaçınılmazdır. Kur´an ve sünnet aşıları da yapılmalıdır.

Allah Resulü Efendimiz (s.a.v.): “Demirin paslanması gibi, kalpler de paslanır” buyurunca soruldu: “Ya Resulullah! paslanan kalplerin cilası nedir?” bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Kur´an´ı okumak ve ölümü hatırlamaktır” buyurdular. (Tahric´ul-İhya,1/363)

Oruç ibadetine tahsis edilen Ramazan ayını özürsüz olarak oruç tutmadan geçirmek bir Müslüman için büyük kayıptır. Allah bu ayı Müslümanlara manevi nimet olarak vermiştir. Neden bu nimetten gereği gibi yararlanmayalım. Peygamberimiz (sav) Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurdular. “Kim ki, faziletine inanarak, sevabını da Allah´tan bekleyerek, Ramazan ayını (namazla, oruçla, Kur´an´la, hayır ve hasanatla) ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Riyazüssalihin)

Peygamberimiz (sav;) “Cennet dört sınıf insana müştaktır. Kur´an okuyan, Ramazan ayının orucunu tutan, diline hâkim olan, açları doyuran” buyurdular. Oruçlu ağızlarımızla kesinlikle yalan sözden ve yalan üzere amel işlemekten uzak durmalıyız. Yetim ve kimsesizlere yardım elimizi uzatmalıyız. İftar ve sahur sofralarındaki ikramlarımız onların yüzlerini güldürecektir. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuz olacaktır. Karşılığında alacağımız ecir, Ramazan ayı olması münasebetiyle o denli de bol olacaktır. 

Ne mutlu bu kaynaktan kana kana içebilenlere.

Ne mutlu Kur´an´ın gölgesinde bir ömür sürebilenlere…

Ramazan ayını ihya etmenin faziletini ortaya koyan Peygamberimiz, biz ümmetinden on bir ayın sultanı olan Ramazan ayına gereken değeri vermemizi arzulamaktadır. Efendimizin bu arzusu bizim yararımızadır. Bolluk ve bereket dolu gün ve gecelere sahip olan mübarek ayda zamanımızı güzel değerlendirmeliyiz. Boş vakitlerde Kur´an okumayı ve dinlemeyi, namazlarımızı intizam içinde kılmayı sürdürmeliyiz. Geceleri de imkânlar ölçüsünde Kitap okuyarak nafile namaz ve tesbihatta bulunarak değerlendirmeliyiz. Ramazan ayının bizler için önemli bir zaman dilimi olduğunu yakinen inanmalıyız. Bu inançla vakitlerimizin hakkını vermede azami dikkati göstermeliyiz.

Ramazan ayı, ayrıca sabır ve hayır ayıdır. Yapılan her türlü ibadetlerin karşılığının bire bin misli sevap verileceği bir aydır. Sözün kısası, Ramazan ayı, hata ve günahlardan arınma, müsbet yöne doğru ilerleme ve  Rahmanla beraber olabilme zamanıdır.

Allah bu rahmet ayının bütün Müslümanlar için feyiz ve bereketli geçmesini nasip eylesin. Amin!.Her türlü dertlerin, sıkıntıların, acı ve elemlerin yok olmasına vesile olsun inşallah. Dünya üzerinde meydana gelen elim olayların son bulmasına, Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin yenden pekişmesine vesile olsun. Aya mahsus tutacağımız oruçları, kılacağımız namazlarımızı, okuyacağımız Kur´anlarımızı, ve bil umum hayır ve hasenatımızı Yüce Mevla bizlerden kabul eylesin. Mübarek ayın bölgemize, ülkemize ve âlem-i İslam´a huzur, barış ve mutluluklar getirmesini Cenab-ı Allah´tan niyaz ederim.