Yaş almak kaçınılmaz olsa da herkes aynı hızda ve aynı biçimde yaşlanmıyor. Aynı takvim yaşına sahip iki kişinin fiziksel kapasitesi, kas kuvveti, metabolik sağlığı ve günlük yaşamdaki bağımsızlığı birbirinden oldukça farklılık gösterebiliyor. Liv Hospital Vadistanbul Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Birkan İlhan, sağlıklı yaşlanmanın sadece yaşam süresini değil, ilerleyen yaşlardaki sağlık ve fonksiyonel durumu da ilgilendirdiğine dikkat çekti. Düzenli fiziksel aktiviteden yeterli protein tüketimine, kronik rahatsızlıkların kontrolünden sağlıklı beslenmeye kadar birçok etkenin yaşlanma sürecine yön verebildiğini belirten Prof. Dr. İlhan, son dönemde sıkça konuşulan "biyolojik yaş" kavramı hakkında da önemli bilgiler aktardı.
"Aynı yaştaki iki kişinin sağlık durumu çok farklı olabilir"
Takvim yaşı ile biyolojik yaşın birbirinden ayrı kavramlar olduğunun altını çizen Prof. Dr. Birkan İlhan, "Takvim yaşı doğduğumuz andan itibaren geçen süredir ve bunu değiştirmemiz mümkün değildir. Biyolojik yaş ise bedenimizdeki organların, damarların, kasların ve metabolik sistemlerin ne oranda yaşlandığını açıklamaya çalışan daha kapsamlı bir kavramdır" diye konuştu.
Bu sebeple aynı takvim yaşındaki iki bireyin sağlık ve fonksiyonel durumlarının birbirinden tamamen farklı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. İlhan, geriatri biliminin "tipik bir yaşlı insan yoktur" felsefesini benimsediğini dile getirerek, "80 yaşındaki bazı bireylerin fiziksel ve zihinsel kapasiteleri çok daha genç insanlarla kıyaslanabilirken, aynı takvim yaşındaki başka bir kişi günlük yaşam aktivitelerinde desteğe ihtiyaç duyabilir" ifadelerini kullandı.
Biyolojik yaş testleri kesin sonuç veriyor mu?
Son yıllarda DNA metilasyonunu temel alan "epigenetik saatler" ve biyolojik yaş testlerinin oldukça popüler bir hale geldiğini belirten Prof. Dr. İlhan, bu hususta temkinli davranılması gerektiğine dikkat çekti.
Bu testlerin henüz günlük klinik pratikte kişinin gerçek biyolojik yaşını kesin olarak kanıtlayan standart testler olduğunu söylemenin doğru olmayacağını kaydeden Prof. Dr. İlhan, buna rağmen biyolojik yaşlanmanın hızına etki eden faktörlerin oldukça net bilindiğini ifade etti.
"Nasıl yaşlandığımızı önemli ölçüde etkileyebiliriz"
Düzenli egzersiz, kas kuvvetinin korunması, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve yeterli uykunun daha sağlıklı bir yaşlanma sürecinin temel yapı taşları olduğunu aktaran Prof. Dr. İlhan; hipertansiyon, diyabet, obezite ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının da büyük önem taşıdığını söyledi.
Prof. Dr. İlhan, sağlıklı yaşlanmanın ana mesajını ise şu sözlerle özetliyor: "Takvim yaşımızı değiştiremeyiz fakat nasıl yaşlandığımızı ciddi oranda kontrol edebiliriz."
"İleri yaşta beslenmede hedef sadece kilo kontrolü değil"
Sağlıklı yaşlanmanın en önemli parçalarından birinin yeterli ve dengeli beslenme olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan, ileri yaşlardaki beslenmenin sadece kilo kontrolü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
"Hatta ileri yaştaki bazı bireylerde istemsiz kilo kaybı ve yetersiz beslenme, fazla kilodan çok daha tehlikeli bir sağlık sorununa dönüşebilir" diyen Prof. Dr. İlhan; sebze, meyve, tam tahıllar, kurubaklagiller, zeytinyağı, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri ile yeterli protein kaynaklarını barındıran Akdeniz tipi beslenme modelinin güçlü bir zemin oluşturduğunu kaydetti. Bu beslenme tarzına kırmızı et eklemenin de faydalı olacağını sözlerine ekledi.
İleri yaşta protein neden önemli?
İleri yaş döneminde proteinin ekstra bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İlhan, Avrupa Klinik Nütrisyon ve Metabolizma Derneği'nin (ESPEN) yaşlı bireylerde günlük protein tüketiminin en az 1 gram/kg/gün seviyesinde olmasını tavsiye ettiğini belirtti.
Sağlıklı yaşlı bireylerde genellikle 1,0-1,2 g/kg/gün oranlarının hedeflenebileceğini ifade eden Prof. Dr. İlhan, akut veya kronik hastalık, yetersiz beslenme (malnütrisyon) ya da artan gereksinim hallerinde bu ihtiyacın 1,5 g/kg/gün gibi daha üst seviyelere ulaşabileceğini söylüyor.
Örnek vermek gerekirse, 70 kilogram ağırlığındaki sağlıklı yaşlı bir bireyin günlük protein ihtiyacının ortalama 70-84 gram civarında olabileceğini belirten Prof. Dr. İlhan, aynı kişinin zatürre sebebiyle hastanede tedavi görmesi durumunda bu ihtiyacın neredeyse 100 grama çıkabileceğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte, özellikle ileri derece böbrek rahatsızlığı olan hastalarda protein tüketiminin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğini vurguladı.
İleri yaşta malnütrisyon ve yetersiz sıvı alımına dikkat
ESPEN'in yaşlı bireylerin yetersiz beslenme (malnütrisyon) riski açısından periyodik olarak kontrol edilmesini önerdiğini aktaran Prof. Dr. İlhan, ileri yaştaki insanların yetersiz sıvı tüketimi açısından da risk taşıdığına vurgu yaptı.
Kalsiyum, D vitamini, B12 vitamini, demir ve folat gibi mikrobesin eksikliklerinin ihtiyaç duyulduğunda incelenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. İlhan, sağlıklı yaşlanma konusunda sıklıkla düşülen bir yanılgıya da değindi.
"Sağlıklı yaşlanmak çok sayıda takviye kullanmak değildir"
Vitamin ve takviyelerin bilinçsizce tüketilmesinin sağlıklı yaşlanmakla aynı anlama gelmediğini vurgulayan Prof. Dr. Birkan İlhan, şu uyarıları yaptı: "Sağlıklı bir şekilde yaşlanmak, avuç dolusu vitamin ve takviye almak demek değildir. Vücutta bir eksiklik veya tıbbi bir zorunluluk bulunmadığı halde rastgele takviye kullanımının yaşam ömrünü uzattığını kanıtlayan güçlü bir bilimsel veri mevcut değildir."





