Akıllı telefonlardan elektrikli araçlara, rüzgar türbinlerinden savunma sanayiine kadar pek çok alanda kullanılan nadir toprak elementleri (NTE) günümüz teknolojisinin temel ihtiyaçları arasında yer alıyor. Güçlü mıknatıslar, bataryalar ya da elektronik sistemlerde kullanılan bu elementler, özellikle yeşil enerji dönüşümü ve dijitalleşmeyle birlikte küresel ölçekte daha fazla dikkat çekiyor.
Bu durum, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli de gündeme taşıyor. Nitekim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, “Nadir toprak elementleri konusunda biz ülke olarak dünyanın ilk beş ülkesi arasına gireceğiz” açıklaması, bu alana yönelik hedefleri ortaya koyuyor. Türkiye’nin nadir toprak elementleri konusundaki potansiyelini İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlgin Kurşun ile konuştuk.
“Nadir” ifadesi sanıldığı gibi değil
Nadir toprak elementleri adındaki “nadir” tanımı, çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Prof. Dr. İlgin Kurşun, bu ifadenin bollukla ilgili olmadığını vurguluyor:
“Nadir toprak elementlerinin ‘nadir’ (rare) olarak isimlendirmesinin temel nedeni bu elementlerin clark sayısı ile ifade edilen yer kabuğundaki bolluk miktarlarının azlığı değil, oluşum süreçleri itibariyle cevher bünyesinde bulunan NTE’lerin oldukça kompleks yapıda ve bu neden zorlu işlem koşullarının gerekliliğinin yanında ekonomik olarak işletilebilir konsantrasyonlarda bir araya geldikleri yatakların sınırlı olmasındandır.”
Türkiye’de öne çıkan sahalar
Dünya genelinde nadir toprak elementleri rezervleri ağırlıklı olarak Çin, Vietnam, Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Rusya’da bulunuyor. Yaklaşık 120 milyon ton civarındaki küresel rezervlerin yüzde 35’ine sahip olan Çin, aynı zamanda üretim ve ihracatta da ilk sırada yer alıyor. Dünya tüvenan nadir toprak elementleri üretiminin yaklaşık yüzde 70’i de Çin tarafından gerçekleştiriliyor.
Türkiye’de nadir toprak elementlerine yönelik çalışmalar ise ilk defa 1950’li yılların sonlarında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından başladı. Bu süreçte farklı bölgelerde dikkat çekici cevherleşmeler tespit edildi.
Peki Türkiye’nin hangi bölgeleri nadir toprak elementleri açısından şanslı? Türkiye’nin bilinen en önemli nadir toprak elementleri sahalarından biri Eskişehir-Kızılcaören bölgesi. Prof. Dr. Kurşun, bu yatağın yapısına dikkat çekerek, “Türkiye’nin en yüksek NTE rezervine sahip cevher yatağı bastnazit, florit ve barit minerallerinin cevher bünyesinde bulunduğu Eskişehir-Kızılcaören sahasıdır” açıklamasını yapıyor.
Kızılcaören sahasında seryum, lantan ve neodimyum nadir toprak oksitleri bulunuyor. Bölgede pilot tesis ölçekli üretim çalışmaları sürerken ilk aşamada lantan, seryum, parasemedyum ve neodimyum elementlerinin üretimi hedefleniyor.
Prof. Dr. Kurşun, farklı bölgelerdeki potansiyele de işaret ederek şöyle devam ediyor:
“Ülkemizde potansiyel teşkil eden önemli NTE yataklarından biri Isparta-Çanaklı'da. Malatya-Kuluncak bölgesindeki NTE cevherleşmesi ise lantan, seryum, parasemedyum, neodimyum, itriyum ile birlikte toryum elementlerini içeriyor.”





