İnsanoğlu olarak en büyük yanılgımız, hayatı tamamen kontrol edebileceğimizi sanmaktır. Ajandalar tutar, köklü planlar yapar, yarınımızı en ince ayrıntısına kadar tasarlamaya çalışırız.
Ancak yaşam, kendi bildiği yolda ilerleyen tahmin edilemez bir nehir gibidir. Tam her şeyin yerli yerine oturduğunu düşündüğümüz anda hayat karşımıza öyle anlar çıkarır ki ne insan planları hüküm sürebilir ne de doğanın alışılagelmiş düzeni. Hayat, kimi zaman tatlı bir sürprizle kimi zaman da sarsıcı bir dönemeçle hem bizi hem de bağrında yaşadığımız doğayı şaşırtmayı her zaman başarır.
Şaşkınlığı Kabullenmek ve Akışa Katılmak
Hayatın hem insanı hem de doğayı şaşırtması aslında insanlığa verilmiş en büyük derslerden biridir: Esneklik ve teslimiyet. Dünyayı ve geleceği tamamen kontrol etme hırsından sıyrılıp hayatın sürprizlerine açık kapı bırakmak ruhsal olgunluğun ilk adımıdır. Şaşırmak; hayatta olduğumuzun, merak duygumuzun ve evrenin hala keşfedilmeyi bekleyen gizemlerle dolu olduğunun en canlı kanıtıdır.
Sonuç olarak; hayat, kendi senaryosunu yazan ve hiçbir provaya izin vermeyen usta bir yönetmendir. Ne insanın üstün zekası ne de doğanın yerleşik kuralları bu muazzam senaryonun önüne geçebilir. Gazete manşetlerini süsleyen mucizevi kurtuluşlar, beklenmedik doğa olayları veya hayatımızı bir anda değiştiren o küçük anlar bize hep aynı şeyi hatırlatır: Hayatın getirdiği sürprizlere direnmek yerine, bu şaşırtıcı yolculuğun tadını çıkarmak ve her bilinmezlikte yaşamın benzersiz büyüsünü görebilmek gerekir. Çünkü hayat, ancak biz planlar yaparken başımıza gelen o şaşırtıcı anlardan ibarettir.
HAYAT...