Makamında açıklama yapan İnkaya, " Üreten bakkal diye bir şey düşündük. Ben şimdi dün fileden ekmek aldım. Bildiğiniz ekmek. Şimdi geçen hafta valilikte ekmek komisyonuna gittik. Orada işte yetmiş beş lira kilogramı ekmek. Şu aldığım ekmek kilogramı 138 lira. Bunu niye yaptılar diye sormuyorum. Donuk olarak muhtemelen gelmiş, orada ısıttılar verdiler ve kilogramı 138 bin lira. Şu gazoz, bildiğiniz gazoz. Bunu yapabiliriz biz. Yapması artık o teknoloji ve makineler ufak. Bunu yapabiliriz. Şu gofret doksan gram 35 lira. Biz kimseye de eyvallah etmeden bunu yapabiliriz. 35 lira bu ya. Bundan daha ucuz bir şey bulamayız. Şurada kahve ve makinamız var. Birazdan size de yapabiliriz. Gittiğimizde artık çay filan içmiyoruz, kahve içiyoruz. Birçok işletmede yapıyoruz. Geçen gördüğüm bim de kahve satmaya başladı. Biz de kahve yapalım bakkalımızda. Biz üretelim. Kararlılığımız arttı. Bunun için tip modelleri oluşturalım ki desteklerimiz bu noktada artsın. Bunların önünde herhangi bir mevzuattan sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Ama bu bir imalat değil, bu bir sunum şekli. Bizim kodumuz 471101 bakkal ve marketlerde yapılan gıda ağırlıklı perakende satış. Buradan tüm bakkallara söylüyorum. Migros ne satıyorsa, A101 ne satıyorsa, Bim ne satıyorsa, Carrefour ne satıyorsa hepsini satabilirsiniz. Bunda hiçbir sıkıntı yok. İşletmeniz ruhsatınız bakkalsa, gıda ağırlıklıysa, onlar ne satıyorsa satabilirsiniz. Bundan da artık ürününüzü çeşitlendirin. Sadece o klasik bakkal emtiyasında kalmayın. Hayatınız sigaradaki kar olmasın. Farklı şeyler satın. Hayatınız sadece ekmek satmak olmasın. Farklı şeyler satın. Ben birkaç yerde gittim, arkadaşlara baktım, günde 100-150 tane kahve satan bakkalımız var bizim ya. İyi para, kar payı da yüksek. Bu sizin işletmenizi idamesini sağlayacaktır, karlarınız da yükselecektir. Sözlerime son verirken şunu söylemek istiyorum. Bakkallar sadece ticari bir işletme değildir. İbn-i Haldun’un bir ifadesi var, hepimiz biliriz. Aile ve asabiyet hissi devletleri ayakta tutar. Bakkalda aile ve asabiyet hissi yükselir, mensub olma hissi yükselir. Bu zinciri pazarlara kaybedersek sıkıntı yaşarız. Bakkala bu gözle bakmak lazım. Ama mevcut şehir planları bu şekilde gittiğinde yerel belediyeler 20 sene sonra ya şurada bir kamu arazisi var, bakkal kuralım insanlar biraz sosyalleşsin demeye başlayacak. Bunu görmüyorlar. Ve bizim en büyük sıkıntımız yine vurguluyorum şehir planları. O modernleşme, o yalnızlaşma, mahalle artık sorduğumda insanlardan nerede oturduğunu sorduğumda mahalleyi sormuyor, site ismini söylüyor. ve birçoğu da oturduğu sokağın ismini bilmiyor artık. Dolayısıyla biz mahalleyi kaybedersek her şeyimizi kaybederiz derim. Teşekkür ederim." dedi.

Kaynak: YAVUZ YILMAZ