Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki salonda görülen duruşmaya, 8 tutuksuz sanık ile başka bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunan ve İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu katıldı.
Duruşmada kapsamlı bir savunma yapan İmamoğlu, yüksek kiralama masraflarının önüne geçmek adına kendi şahsi aracını kullandığını ifade ederek, belediyeden sehven alınan akaryakıt tutarının da kuruşu kuruşuna geri yatırıldığını söyledi.
"Milletin parasını korumak için kendi arabamı kullandım, sehven alınan benzin parası iade edildi"
Makam aracı tercihine ilişkin detayları mahkeme heyetiyle paylaşan Ekrem İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bu kürsüde bulunduğum her duruşmada ve yer aldığım her dosyada karşılaştığımız haksızlıkları dile getirmeye çalıştım. Yargının siyasallaşmasının ülkemize verdiği zararları her platformda aktardım. Bu çaba yalnızca şahsım için değil, ülkemizin yarınları içindir. Göreve geldiğim o dönemde, aylık yaklaşık 3 bin dolara tekabül eden bir aracın kiralanması yerine 'Bu model araç bende zaten var, bunu makamda kullanmaya devam edeyim' dedim. Elimde imkân varken milletin parasını neden lüks kiralık araca harcayayım düşüncesiyle hareket ettik. Bugün ise bu tasarruf tercihimiz bir ceza davasının konusu yapılıyor. Burada otomobil değil, bu zihniyet tartışılmalıdır. Gerek Beylikdüzü'nde gerekse İBB'de şatafatlı makam odaları veya lüks alanlar kurmadım; olanı değerlendirip aşırılıkları tırpanladım. Belediyenin sisteminden sehven benzin alınmış, fakat o meblağ eksiksiz geri iade edilmiştir. Dekontu ve resmi belgesi mahkemenize mutlaka ulaşacaktır."
"Bir litre benzinin de hesabını veririm"
Savunmasında İBB başkanlığı dönemindeki tasarruf uygulamalarına da değinen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Makam arabasının yakıtını ya da lastik masrafını tartışıyoruz. Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığına geldiğimde de kendi şahsi aracımı makam aracı olarak kullanmayı sürdürdüm. Akaryakıt bedelini de tamamen kendi cebimden karşıladım. Yalnızca şahsi aracımın bakım dönemlerinde belediyenin makam araçlarını sordum; iki araç olduğunu belirttiklerinde onları da çok nadir kullandım ve en sonunda 'Yazık günahtır, bunları satın' talimatı verdim. Şayet burada bir makam aracı hesabı sorulacaksa bundan asla kaçmam. Bir litre benzinin de bir lastiğin de hesabını sonuna kadar veririm; zira kamu görevlisine milletin tek kuruşunun dahi hesabı sorulmalıdır. O gün kamunun parasını korumak adına belediyeye makam aracı kiralamayan biri olarak, bugün aynı aracın hesabını vermek üzere Silivri'de sanık sandalyesindeyim. Olay, yüksek bedelli kamu kiralama masrafı yerine kendi aracımı kamu hizmetine sunma meselesidir."
İddianameden: 122 bin liralık kamu zararı ve ihale bölme suçlaması
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde hazırlanan iddianamede; Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan sanık sıfatıyla yer aldı.
İddianameye göre, İmamoğlu İnşaat tarafından 4 Şubat 2015 tarihinde Beylikdüzü Belediyesi’ne dilekçe sunulduğu ve şirket mülkiyetindeki 34 LN 4472 plakalı aracın; bakım, onarım, yakıt ve diğer masraflarının belediyece karşılanması koşuluyla, başkanlık süresince bedelsiz olarak makam hizmetine verilmesinin teklif edildiği belirtildi. 9 Şubat 2015’te Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun onayıyla encümene sevk edilen bu talebin uygun bulunduğu kaydedildi. Savcılık, yetkisiz bir karara zemin hazırlanarak mevzuata aykırı işlem tesis edildiğini ve bu yolla kamunun toplamda 122 bin 305 TL zarara uğratıldığını ileri sürdü.
Dosyada yer alan diğer usulsüzlük iddiasında ise, Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor İşleri Müdürlüğü tarafından 25 Aralık 2018’de 65 bin 600 TL, 15 Ocak 2019’da ise 65 bin 800 TL bedelli iki ayrı spor organizasyonu ve eğitmen temin işi yapıldığı aktarıldı. Kamu İhale Kanunu uyarınca büyükşehir sınırlarında doğrudan temin parasal sınırının KDV hariç 67 bin 613 TL olduğuna dikkat çekilerek, ihalelerin eşik değer altında kalması amacıyla kasten bölünerek doğrudan temin yoluna gidildiği savunuldu.
Cumhuriyet savcısı; aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 11 sanık hakkında "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası talep ederken, sanık Ercan Doğan için "görevi kötüye kullanmaya yardım" suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis istedi. Sanıklardan Mehmet Zeki Çanakçi’nin ise daha önceki mahkûmiyetinden doğan denetim süresi içerisindeyken yeni bir suç işleyerek yükümlülüklere aykırı davrandığı kaydedildi.





