Herkes kendi kapısının önünü süpürse dünya tertemiz bir yer olur meşhur Alman şairi (Johann Wolfgang Won Goethe) Herkes bulunduğu yerde böyle temizlik yapsa dünya cennet olur.

Evet, değerli okurlarım 5 Haziran Dünya Çevre Günü bu anlamlı ve özel günler içinde bence en önemli bir yere sahip.

1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm de yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı sonrası alınan karar doğrultusunda 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaya başladı. Ancak Çevre konusunda duyarlı olmayan birçok insan doğaya ve çevreye verdiği zararlardan da geri kalmadığı apaçık ortada özellikle il ve ilçelerde gördüğümüz nahoş görüntüler karşısında çevre konusunu hala anlayıp içimize sindiremediğimizin ispatı olan kirliliğin görüntülerini görmezden gelmek bizleri derin üzüntüye boğmakta.

Gerçekten şahsen ben çevremize verdiğimiz zararı gördükçe içimi umutsuzluk ve korku kaplamıyor değil. Belki defalarca bu konu üzerine bu satırlarda altını çizerek sizlerle paylaştım. Ama maalesef duyarsız ve umursamaz kişiler yaptıklardan asla vaz geçmeyip çevreyi kirletmeyi bir marifet sanıyorlar.

Kaldırımlar neredeyse çöplük haline gelmiş. Ne arasanız var. Kimi içtiği sigara paketlerini ve sigara izmaritlerni gelişi güzel yol ortasına atmış, kimisi de yedikleri yiyecek ambalajlarını! Ne arasanız bulabilirsiniz. Bu çöpleri toplamaya değil belediye temizlik elemanları, bir orduyu getirseniz faydasız. Yine temizlikten haberi olmayan çevre düşmanları yapacaklarından vaz geçmeyeceğine adım gibi eminim.

Bırakın sokaklara ve kaldırımlara gelişi güzel atılan çöpleri, bazıları da evlerinin önüne veya köşe başlarına çöp yığını haline getirmekten çekinmiyorlar. Belediyemiz ilçemizin dört bir yanına plastik ve metal yeni çöp taşımalığı koymasına rağmen, hala aymaz insanlarımız çöplerini gelişi güzel yerlere koymaya devam ediyorlar.

Geçtiğimiz gün çarşıda dolaşırken bir esnaf duvarına A4 kâğıda: “Buraya çöp döken Eşektir!” yazısı yapıştırmış. Bu güne kadar gördüğüm en Traji komik bir tabela yazısı. Böylesine ağır bir hakaretli yazıya rağmen hala buraya çöp atana bence daha ne dene bilir ki? Neyse, daha önceleri hatırlarsanız yine bir köşe yazımda bu tabelalar için yazmıştım ve çöpünü bu tabelalara rağmen yazılan tabelanın altına bir poşet dolusu çöpü bırakan bir bayanla da tartışmıştım.

İsterseniz bu güne kadar gördüğüm tabelalardan birkaç örnek vereyim:

“LÜTFEN ÇÖPÜNÜZÜ BURAYA KOYMAYINIZ!” Bu kibarca uyarıya aldırış etmeyen çevre düşmanı magandalar ısrarla yine buraya çöp koyunca ikinci bir uyarı tabelasını asan mağdur kişi şöyle bir tabela asmış:

“BURAYA ÇÖP DÖKMEK YASAKTIR!” Her nedense biz yasaklara pek aldırış etmeyen bir toplumuz. Bu yazıyı da dikkate almayan maganda yine çöplerini inatla aynı yere koyunca mekân sahibinin canına tak etmiş olmalı ki bu defa biraz daha ağır bir dille şöyle bir tabela asmış:

“BURAYA ÇÖP DÖKEN EŞŞEKTİR!” kibarlıktan anlamayan, inatçı ve anlayışsız maganda bu lafa da aldır etmemiş yine çöpünü koyunca, adam her halde pes etmiş olmalı ki:

“BURAYA ÇÖP DÖKEN İNSAN DEĞİL! OLSA, OLSA BİR YARATIK!” diye bir yazı yazmıştı. Bu yazıdan sonra yine oradan geçtiğimde burada hiç çöp görmeyip hayret etmiştim. Demek ki burayı kirleten insan değilmiş! Her halde bir garip yaratıkmış ki böyle bir yazı ile uyarılmış.

Şimdi bakıyorum insanlarımız bu kirliliği kendilerine iş edinmiş çevre düşmanlarına, bu durumdan mağdur olan vatandaşlar ne tür de ikaz tabelaları asacak? Merakla beklemekteyim.

Müslüman temiz kişidir. Günde beş vakit abdest alarak temizlenen kişidir. Müslüman oturduğu yerden tut, gezdiği her yeri temiz tutması ve kirletmemesini bilen kişidir. Birçok kez bu konuda söylenen atasözlerini böylelerine anlatmış olsak bile sanki bu sözler bir kulaklarından girip, diğer kulağından çıkıp gidiyor gibi.

Çok güzel bir özlü söz vardır:

“Temizlik imanın yarısıdır!” diğer bir söz ise

“Aslan yattığı yerden belli olur!” Bir hayvanın yattığı yer temiz olduğuna göre, temizlikten nasibini almamış bu tür insanların yattığı yeri merak etmemek elde değil doğrusu!

Bütün bunları bildiğimiz halde hala çevreyi kirletiyor isek bu tür insanlara söyleyecek söz bulamıyorum doğrusu!

İnsanlarımız altı yıl önce ölümcül salgın hastalık da temizliğin önemini anlamadılarsa bilmiyorum ne zaman bu işin önemine vakıf olacaklar? Buna da siz karar verin?!’.;..

AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR!

Kurban Bayramından sonra damatla ile Yenice Mahallesi üzerinde Esentepe Mahallesinde amcasının evinden su doldurmaya ve gitmişken biraz hava alırız ve birazda da şifalı otlardan Civan Perçemi bitkisi toplarız demiştik. Ormanlık alanda bahsettiğim bitkiyi toplamaya başlamıştık. Gel gör ki nereyi dolaşsak her yer çöp dolu. Her çeşit çöp mevcut! Piknik yapıp çöplerini rast gele sağa sola savuran bu insan müsveddelerine söylenecek söz bulamıyorum doğrusu. Biz her gezdiğimiz yerde ki çöpleri toplayıp bulduğumuz bir gübre çuvalına koyup yol kenarına çıkardık. Ama gel gör ki koca ormanlık alanı toplayıp temizlemek insanın günlerini hatta haftalarını alır!

Beni en çok yaralayan ve üzen konu ise bunu yapanların Müslüman olmaları idi! Temizliğin İmandan geldiğini vurgulayan ve beş vakit abdest almanın da bir temizlik davranışı olduğunu bildiğimiz halde, bu duyarsızlığımıza bir türlü anlam veremiyorum. Bu davranışı çocuklarının önünde yapanlar onlara kötü örnek olduklarının farkında değiller mi? Çocuklarımıza temizliği nasıl tembihleyebiliriz? Çevreyi kirletmenin bence cinayetten hiçbir farkı yok. Yarın bu çocuklarda büyüklerinin izinden giderek bu kötü davranışı devam ettirmiş olmayacaklar mı?

Her neyse aradan birkaç hafta geçti Kurban Bayramı öncesi Cuma vaazında: “Kurbanlarınızı kestikten sonra hayvanın atıklarını gelişi güzel çöp kont yerlerine atmayın! Çevremizi temiz tutalım!” diye defalarca uyarılarda bulun Vaaz yapılmasına rağmen, Mahalle aralarında ve evlerinin bahçelerinde gelişi güzel kurban kesenleri ve bu da yetmiyormuş gibi hayvanın işkembesini ve yenilmeyen yerlerini, bırakın çöp kont yerlerine atmayı boş arazilere veya inşaat molozları arasına atmaları da insanı düşündürmüyor değil?

Milenyum çağından söz ediyor ve hemen yediden yetmişe herkesin cep telefonu mevcut iken neden Belediye yetkilileri aranmayıp bu olumsuzlukları yapıyoruz buna da bir anlam vermek mümkün değil. Bu olumsuzlukları gören gayri Müslimler bütün İslam âlemini karalamakta, bizleri çağın dışında kalmışlıkla suçlamaktadırlar. Böylesine olumsuzluk kozunu onların eline neden veriyoruz? Neden bu güzel dinimize leke sürmeye yelteniyoruz. Dinimizin temelinde temizliğin olduğunu adeta unutmuş gibiyiz.

Yazımın başında da belirttiğim gibi: “Ağaç yaş iken eğilir” sözüne uyarak, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza kötü örnek olmayalım. Onları her fırsatta temizliğin önemini belirtip çevreci birer birey olarak yetiştirelim. İnsanın ibadeti kadar önemi olan beden temizliği ve çevre temizliğini onlara aşılayıp, sağlıklı bir toplumun temizlikten geçtiğini tembihleyelim!

Bütün bu anlattıklarım yetmiyormuş gibi şu Ağustos ayı sıcağında ormanlık alanlarda hala piknik yapıp, çöplerini gelişi güzel ormanlık alanlarda bırakanlara rastlamamanız mümkün değil. Sıcakların had safhaya ulaştı şu günlerde ağaç altlarına atılan cam şişe ve materyaller güneş ışığı ile buluşarak kuru çalı çırpıyı tutuşturup orman yangınlarına dönüşmemesi içten bile değil.

Yaz aylarının en sıcak günlerini yaşadığımız şu Ağustos ayında vatandaşlık görevlerimizin başında gelen çevreyi koruyup kollamak bizim en önemli görevimizdir. O halde insanlığın idame etmesi için ormanlarımıza ve çevre temizliğimize dikkat etmeli olduğumuzu unutmayalım. Çocuklarımız sürekli olarak bilinçlendirip gerek çevre temizliğini ve gerekse ormanlarımızın değerini onlara sürekli hatırlatalım.

Temiz bir çevre umudu ile 5 Haziran Dünya Çevre Günü kutlar, sağlıklı günler dilerim!…