Sizi bilmem ama ben ülkemizde son zamanlarda yaşanan çocukların yaptığı suçların artmasından hayli endişeliyim.
Bir akran zorbalığı deyimi almış başını gidiyor. Evet, gençlerin yaptığı zorbalıkların altında yatan nedenlerin genelinde televizyon ekranlarında ki şiddet içerikli dizi ve filmler olduğunun açık göstergesi değil midir?
Bütün kanallar adeta bu tür dizi ve filmleri yayınlama konusunda bir birleriyle yarışıyor gibiler. Ben bile bu tür diziler yerine, yarışma programları başta olmak üzere, belgesel, komedi dizi ve filmler gibi şiddet ve kavga içerikli olmayan programları ve dizileri izlemekteyim.
Çocuklar ve gençler için uygun olmayan ve hatta şiddet içerikli, kavgalı, silahlı ve mafyalı diziler gençlerimizi ve çocuklarımızı etkilemekte. Böyle dizileri ve programları örnek alarak çeşitli suçlara yönelmekteler. Bu suçların başında akran zorbalığından tutun da kabadayılığa ve mafyalığa kadar özenme içgüdüsü ile çocuklar suç işlemekte, toplumun geleceği pırlanta gibi çocuklarımız birer suç makinası haline gelebilmekteler.
Eskiden çok güzel diziler yayınlayan televizyon kanallarımızda şimdilerde bir öfke selini andıran ve vurdulu kırdılı şiddet içerikli dizi ve filmleri izler olduk. Bu işin en kötü yanı da evde aile büyükleri bu tür yayınları çocukları ile birlikte izleyerek, onların yanında kendini diziye kaptırıp küfürlü kelimeler de sarf ederek çocukların terbiyelerini bile bozmaktalar.
Öte yandan bazı ebeveyniler çocuklarını kırsal kesimlere götürerek onlara silah atışı bile yaptırmaktalar. Kendilerini eleştirdiğinizde size:
“Erkek adam iyi silah kullanır!” sözü ile sizi susturur.
Oysa Edward Bulwer-Lytton’ın 1839 tarihli ünlü sözü:
"Kalem kılıçtan keskindir!" mottosuyla özetlediği gibi, şiddet geçici kötü izler bırakırken, kelimelerin ve bilginin etkisi nesiller boyu sürer!
Diğer güzel sözler ise: Kalem, insan zihnini şekillendirir, devrimler başlatır.
Kalıcılık konusunda: Kurşun izi silinir ama kalemle atılan imza veya yazılan fikir nesiller boyu yaşar.
Ve en önemlisi: Savaşlar sınırlar çizer, ancak kalemin ürettiği bilgi ve sanat tüm dünyayı kapsar!
Bakın, 15 Eylül 2008 yılında Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın bu konu ile ne söylüyor:
“Tarih boyunca kılıcın, kelimelerle hayat bulan, eleştiri ve noktalama işaretleri ile tecrübe ve etkinlik kazanan kalemden daha keskin olduğu iddia edilse de, sonunda hep kalemin galip geldiği, kılıca, ondan daha keskin olduğunu kabul ettirerek boyun eğdirdiği, kılıcın, istemese de hatasını kabul etmek mecburiyetinde kaldığı bilinen bir hakikattir. Zira kelem, eleştiriyi, aklı, sabrı, tahammülü, hoşgörüyü, hakikati, ilmi ve tecrübeyi, kılıç ise, tahammülsüzlüğü, hoşgörüsüzlüğü, egoyu, hırsı, aceleciliği, tecrübesizliği ve bir anlamda da korkaklığı temsil ettirdiğini kabullendirmiştir Tarihin çöplüğü, Sokrat’ı katleden. Bruno’yu yakan. Galileo Galile’yi idama mahkûm eden ve daha nice eleştirilebilme erdeminden yoksun korkak zihniyetlerin vermiş oldukları karar müsveddeleri ile doludur!
Nitekim eleştiriden korkanların ulaşabilecekleri ve etkileyebilecekleri kitle sadece iletişim kurabildikleri insan topluluğudur. Oysaki eleştiriye açık olanların etki alanı tüm kâinattır!”
Bu güzel tespitleri yapan hocamızı kutluyorum.
Evet, silahın ve şiddetin çözüm olmadığını kavramamız gerekir. Çocuklarımızı ailede ki büyükleri şiddetin çözüm olmadığını anlatmalı ve böylesi yayın ve programları onlara izletmemelidir.
Öte yandan Radyo Televizyon Üst Kuruluda böylesi yayınlara izin verme memeli, gençliğimizin ve çocuklarımızın zihinlerini bilim ve ilim ile dolduracak yapıcı ailece seyredilebilir filim ve dizilere yönlendirilmelidir.
Esen kalın…