Değerli okuyucularım bugün sürekli bu sütunlardan dile getirdiğim şu İnegöl’ümüzün araç parkı sorunu konusuna bir kez daha değinmek istedim.

Herkesin kafasına göre takılır hale geldiği, kimsenin kimseye saygısı kalmadığı şu trafik ve araç park sorunu. Evet, sürekli bu sütunlardan defalarca dile getirdiğim halde değişen bir şey olmadığı gibi, daha da kötüye gitmekte. Hani merhum Barış Manço’nun güzel bir şarkısı vardı ya:

“Bindik bir alamete gediyok gıyamete!”

Gün geçtikçe artan araç sayısına eklenen yabancı araç sayısı ile ilçe trafiğini neredeyse içinden çıkılmaz hale getirdiği gerçeği İnegöl’ün trafik sorunu adeta yılan hikâyesi haline getirdiği malum.

Trafik soruna kalıcı çözümün kentsel dönüşüme hız vermekle mümkün olduğu malum. Devlet Hastanesinin yan tarafında ve onun hemen karşısında yapımı devam etmekte olan Kentsel Dönüşüm konutlarının gerek depreme dayanıklığı bağlamda olsun ve gerekse oto park sorununu çözümü konusu açısında olsun bölgedeki araç park sorununu ortadan kaldıracağı malum.

İnegöl Belediyesinin ürettiği açık oto park sayısı her ne kadar yeterli olmasa da yoğunluğu bir nebze olsun nefes almasını sağlamaktadır. Ancak, hali hazırda bulunan açık oto parkların yerine “YAP İŞLET” metodu uygulaması gündeme getirilip çalışmalara bir an önce hız verilirse oto park kâbusu ortadan kalkmış olur.

Geçen yazımda belirttiğim, İnegöl Devlet Hastanesi oto parkındaki gibi park keşmekeşliği de ortadan kalkmış olur. Park sorunu yüzünden araç sahipleri artı kaldırımları kullanmak zorunda kalmakta, zaten daracık kaldırımlarda yayalar birbirlerine sürtünerek yürümekte, birde araçlar kaldırımı oto park yaptığında yayalar araç trafiğine maruz kalmaktadır.

Park konusuna acil çözüm getirilmezse gelecek yıllarda İnegöl’de trafik kilitleneceği malum. Sadece bu olumsuzluk ve kural ihlalleri insanları etkilemeyecek. Park sorunu aynı zamanda vatandaşların ve araç sürücülerinin kavgaları ile de gündemi meşgul edecek. Haydi hayırlısı diyelim ve yine merhum Barış Manço’nun o güzel şarkısı ile bu günkü yazımıza noktayı koyalım:

“Bindik bir alamete gediyok gıyamete!”