Evet değerli okurlarım! Bugün sizlere yaklaşan Ramazan ayı ile ilgili biraz sohbet edelim dedim.
On bir ayın Sultanı Ramazan ayına sayılı günler kalırken bu Ramazan televizyon kanalları şu şiddet içerikli dizileri rafa kaldırıp eğlenceli ve şiddetten uzak dizi veya programları yayınlamalarını arzu ediyoruz.
Geçmiş Ramazan aylarında ki gibi hemen her kanalda bir yemek programı, yiyecekler içecekleri ağzı oruçlu izleyicilerin ve yaptıkları yemek programları ile durumu iyi olamayan bu etli kebaplı vesaire yemekleri izleyen garibanların durumunu artık TV yapımcıları anlamaları gerekir.
Eski Ramazanlarda paylaşmayı hedef alan ve gerçekten durumu iyi olmayanlara erzak, giyecek ve birçok madde yardımı yapılırdı. Bu zamanda da az da olsa bir kısım hayırsever bu geleneği sürdürse de gelecekte bu güzel adetlerde yok olup tarihe karışacağa benziyor.
Fitre ve zekatlarını çevresindeki durumu iyi olmayanlar yerine, ya yardım kuruluşlarına veya yurt dışındaki ihtiyacı olanlara vermeleri bizi çok üzüyor. Oysa yurt dışındaki yardıma ihtiyacı olanlara bu fitre ve zekatlar vermek bence pek mantıklı gelmiyor. Yurt dışındaki veya yurt içindeki afet zedelere yardımlar normal zamanlarda yapılması gerekirken Ramazan ayını fırsat bilerek çevresindeki mağdur aileleri görmezden gelip fitre ve zekatlarını yardım kuruluşlarına vermeleri bence pek mantıklı bir iş değil doğrusu! Ramazan’a özel olan fitre ve zekatların özellikle çevremizdeki ihtiyaç sahiplerine verilmesi daha makuldür.
Genelde çoğumuzun bir bahanesi vardır:
“Ben ihtiyaç sahiplerini nasıl ve nerede bulacağım? Bu yüzden yardım kuruluşlarına vermeyi uygun buldum.” Mutlaka bu yardım kuruluşları amaçları doğrultusunda bu toplanan meblağları yerlerine ulaştırıyor. Ancak fitre ve zekatlarını insanlarımız kendi elleri ile araştırıp buldukları fakir ailelere vermeleri gerekir. Bakın size bir büyüklerimizin bize anlattığı bir hikayeyi anlatmak istiyorum:
Sahabelerden birinin bir erkek evladı dünyaya geliyor. Sahabe bir Cuma günü mescitte dağıtmak üzere bir kalbur dolusu hurmayı mescidin önüne koyuyor. Ancak gelen cemaatin çokluğunu görünce Peygamber Efendimize yaklaşıp:
“Ya Resul! Çocuğumun muştusu için getirdiğim bir kalbur hurma yetmeyecek gibi ne yapmalıyım?”
Peygamber Efendimiz sahabenin omzuna elini dokundurup:
“Meraklanma kardeşim! Al şu hurmaları önce mescidin içindeki cemaate dağıt. Artarsa dışarıda kalanlara verirsin!” der.
“Önce mescidin içi” deyimi bu vesile ile bize ulaşmıştır.
Böylesine sosyal anlayışa sahip tek din İslam dinidir.
Ramazan ayınız şimdiden mübarek ve yardımlarınız hayırlara vesile olsun!