Hani güzel bir söz vardır ya, açgözlüler ve tamahkarlar için söylenmiş: “Gözünü toprak doyursun!”

İnsanoğlunun doğasında mı vardır bilinmez. Sürekli ister: “Daha… Daha… Daha…” ancak bu dahaların hiç sonu yoktur. Taa ki; mezara kadar olan yolculuğun sonu gelinceye kadardır.

Babamlar anlatırdılar:

“Gözü aç insanların öldüğünde mezara koyarken gözüne doğru bir avuç toprak atarlarmış.” Diye tabi bu ne kadar doğrudur veya öylesine anlatılan bir kıssamı idi, bizler küçük olduğumuzdan bu tür hikayeleri hep dinlerdik.

Hele, hele bir fıkra vardı bu konu ile ilgili onu da burada zikretmeden geçemeyeceğim:

Kayseri’de zengin bir Yahudi Bezirgan varmış. Adamın kumaş mağazaları, kuyumcu dükkanları ve petrol istasyonları varmış. Dört oğlu yetişkin ticaret adamı olarak babalarının ticarethanelerinin başında duruyor, hiçbir çalışanına güvenmedikleri için işyerlerini terk etmiyorlarmış.

Yahudi Salamon, iyice yaşlanmış, zaman gelmiş yataklara düşmüş ve ölüm saati gelip çatmış. Ölüm döşeğinde son nefesini vermeden önce büyük oğlu Agop’a seslenmiş:

“Agop oğlum! Benjamin Pokaan yani (burada mı)?” oğlu Salamon İbranice burada anlamında:

“Kaanpo” (burada) diye yanıt verir. Baba Salamon yine oğlu Agop’a:

“Peki, David (Pokaan?)" diye sorar. Yine oğlu Agop:

“Kaanpo (burada)” der.

Salamon son olarak küçük oğlunu sorar:

"Agop, oğlum peki Daniel (Pokaan?)" Agop yine:

“Kaanpo (burada)” der. Salamon bu defa hiddetle Agop’a:

“Peki, işyerlerini kime emanet ettiniz?” der ve ölür!

Buna benzer birçok cimri Yahudi fıkrası mevcuttur. Tabi bu dünya malı için ömrünü para pul servet için harcayıp sonunda bu dünyadan sadece iki metre bir bezle giden insanlar, ölümün olduğunu bilebile son nefesin kadar maddiyat peşinde koşmaktan asla kendilerini almazlar. Oysa kazanmak çok güzel bir şey. Ancak kazandıklarının bir bölümünü de yoksullarla paylaşmak ve onların hayır dualarını almak ta çok güzel bir şeydir.

Hiç kimsenin öte dünyaya tek bir çöp dahi götüremeyeceğini bildiği halde madde hırsı seline kapılıp gidenlere şaşmamak elde değil!