Suriye sınırındaki stratejik Sincar hattının bütünüyle Irak güvenlik güçlerinin denetimine geçmesinin ardından, TSK 2015 yılından bu yana konuşlu bulunduğu Başika üssünden tamamen ayrılacak.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu görüşmeleri vesilesiyle New York’ta temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diplomatik programı kapsamında en kritik görüşmelerinden birini Irak Başbakanı Ali Zeydi ile gerçekleştirdi. Göreve mayıs ayında başlayan ve temmuz ayı sonunda Ankara’ya resmi ziyarette bulunan Başbakan Zeydi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki New York zirvesi, 2022'den bu yana güvenlik ekseninde ilerleyen ikili ilişkilerde somut bir takvime bağlandı.
Sincar'da tam denetim ve aşamalı devir formülü
Görüşmenin ardından 23 Eylül günü kamuoyuna duyurulan ortak bildiride, iki ülkenin güvenlik sahasındaki iş birliğini derinleştirme kararlılığı teyit edildi. Açıklamada, "Sincar'da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi konusunda uzlaşmaya varıldığı" ilan edildi.
Metinde ayrıca askeri devir sürecine ilişkin olarak şu ifadelere yer verildi:
"Irak'ın bu güvenlik uygulamalarının kaydettiği ilerleme çerçevesinde; kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda, Türk kuvvetleri Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümetine kademeli olarak teslim edecektir."
Liderlerin temasında güvenlik başlıklarının yanı sıra, Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya entegre edecek stratejik Kalkınma Yolu Projesi’nin hızlandırılması konusunda da tam mutabakata varıldığı aktarıldı.
Kandil-Mahmur-Sincar hattı kırılıyor: 'Terörsüz Bölge' hedefi
Sürecin Irak ordusunun Sincar sahasında tam asayişi sağlama hızına endekslenmesi nedeniyle, TSK unsurlarının bölgeden çekilmesinin aşamalı bir takvime yayılacağı öngörülüyor. Ankara'daki güvenlik bürokrasisi, bu mutabakatın PKK'nın tamamen silah bırakması ve bölgenin terör tehdidinden arındırılmasını amaçlayan "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge" vizyonu açısından bir dönüm noktası olduğunu kaydediyor.
Irak-Suriye sınır hattında yer alan Sincar, terör örgütü PKK'nın her iki ülkedeki unsurları arasında geçişkenlik sağladığı ve Kandil-Mahmur-Sincar lojistik koridorunu canlı tuttuğu için Ankara'nın uzun süredir üzerinde hassasiyetle durduğu bir güvenlik meselesiydi. Bağdat yönetiminin son dönemde Sincar'daki gayrinizami silahlı grupları lağvetme ve silahları merkezi orduya teslim alma yönündeki hamleleri, Türkiye ile varılan uzlaşmanın zeminini güçlendirdi.
Ankara’daki güvenlik kaynakları, PKK’nın elindeki silahları Irak merkezi hükümetine teslim etmesini içeren sürecin teknik takibinin sürdüğünü belirtiyor. Silahların teslimi ve örgütün feshedilmesine paralel şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ağustos ayında yasalaştırdığı çerçeve düzenlemenin uygulanacağı kaydediliyor. Nitekim TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da geçtiğimiz haftalarda yaptığı değerlendirmede, Irak sahasında silah bırakma takviminin ekim ayı itibarıyla başlayabileceğine işaret etmişti.
Başika Üssü'nün 2015'ten bugüne uzanan rolü
Musul kenti yakınlarında yer alan Başika üssü, TSK’nın bölgeye intikal ettiği 2015 yılından bu yana Ankara-Bağdat hattındaki temasların ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Türkiye, IKBY ile varılan anlaşma doğrultusunda yerel unsurların terör örgütü DEAŞ’a karşı eğitilmesi gayesiyle üsse yerleşmiş; Bağdat yönetimi ise egemenlik gerekçesiyle bu duruma başlangıçta itiraz etmişti.
Süreç içinde 2017’de DEAŞ militanlarının, 2021 yılında ise bölgedeki İran destekli milislerin roketli saldırılarına hedef olan üs, DEAŞ tehdidinin geriletilmesinin ardından Mehmetçiğin sınır ötesindeki terörle mücadele operasyonlarını sevk ve idare ettiği stratejik bir merkez olarak görev yaptı.
Türkiye ve Irak, 2024 yılında imza altına aldıkları "Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı" ile Başika üssünde Türkiye-Irak Ortak Eğitim ve İşbirliği Merkezi kurulmasını kararlaştırmış ve üssün sevk-idare yetkisini Irak Silahlı Kuvvetleri’ne devretmişti. Yeni mutabakatla birlikte, sahadaki şartların olgunlaşmasına bağlı olarak Türk birliklerinin bölgedeki varlığı planlı şekilde nihayete erdirilecek.





