Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin tüp bebek tedavisi konusunda en fazla merak ettiği başlıkların başında başarı ihtimali geliyor. Ancak tedavinin sonucunu belirleyen tek bir faktör bulunmuyor. Kadının yaşı, yumurtalık rezervi, sperm kalitesi, kısırlığın nedeni, embriyo gelişimi ve geçmişte uygulanan tedaviler gibi birçok unsurun birlikte ele alınması gerekiyor.
Uzmanlar, çiftin özelliklerine göre hazırlanan kişiselleştirilmiş tedavi planının sürecin doğru şekilde yürütülmesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.
“Kadının yaşı başarı şansında önemli rol oynuyor”
Kadınlarda yaşın ilerlemesiyle birlikte doğurganlık potansiyelinde doğal bir düşüş yaşanabiliyor. Bu nedenle tüp bebek tedavisi planlanırken yalnızca yumurtalık rezervine değil, kadının yaşına da bakılması önem taşıyor.
Prof. Dr. Doğa Seçkin, yalnızca yumurta sayısına göre değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını belirterek, “Kadının yaşı, yumurta rezervi, yumurta ve sperm özellikleri, rahmin durumu ve daha önceki tedavi öyküsü bir bütün halinde değerlendirilmelidir. Her çiftin hikâyesi farklı olduğu için uygulanacak tedavi protokolü de değişebilir” dedi.

“Düşük yumurta rezervi gebeliğe engel değil”
AMH ve ultrasonografide değerlendirilen antral folikül sayısı gibi testler, yumurtalık rezervine ilişkin bilgi sağlıyor. Ancak düşük yumurtalık rezervinin tek başına gebelik elde edilemeyeceği anlamına gelmediğini ifade eden Prof. Dr. Doğa Seçkin, “Düşük AMH sonucu alan hastalar zaman zaman büyük bir endişe yaşayabiliyor. Oysa AMH tek başına gebelik ihtimalini gösteren bir test değildir. Bu sonuç, hastanın yaşı, ultrason bulguları ve diğer klinik özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
“Erkek faktörü de tedavi planlamasında önemli”
İnfertilite değerlendirmesinde yalnızca kadına odaklanılmasının doğru olmadığını dile getiren Prof. Dr. Doğa Seçkin, erkek partnerin de sürecin ilk aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojisi gibi özelliklerin tedavi planlamasında dikkate alındığını belirten Seçkin, “Çocuk sahibi olamama konusunda kadın ve erkek faktörünü birbirinden ayrı değerlendirmemek gerekir. Sperm özellikleri tedavi planlamasında önemlidir. Bu nedenle çiftin birlikte değerlendirilmesi, gereksiz zaman kaybının önüne geçilmesi açısından son derece değerlidir” dedi.
“Tüp bebek tedavisi kişiye özel planlanıyor”
Tüp bebek tedavisinin çiftin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesiyle başladığını anlatan Prof. Dr. Doğa Seçkin, uygun hastalarda yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması, yumurtaların toplanması, laboratuvar ortamında spermle döllenmesi ve gelişen embriyoların uygun zamanda rahim içerisine transfer edilmesi aşamalarının uygulandığını ifade etti.
Tedavide kullanılan ilaçların dozlarının ve tedavi süresinin her hasta için aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Seçkin, yumurtalıkların tedaviye verdiği cevabın yakından takip edildiğini ve gerekli durumlarda tedavi planında değişiklik yapılabildiğini kaydetti.
“Başarı oranı kişiden kişiye değişebilir”
İnternette yer alan tek bir başarı oranının bütün çiftler için geçerli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Doğa Seçkin, “Bir çift için yüksek olan gebelik şansı, başka bir çift için aynı olmayabilir. Başarı değerlendirilirken yaş, infertilite nedeni, yumurta ve sperm özellikleri, embriyo gelişimi ve rahmin durumu gibi pek çok faktör birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle hastalarımıza tedavinin başlangıcında gerçekçi ve kişiye özel bir değerlendirme sunmak büyük önem taşıyor” diye konuştu.
“Tedaviyi ertelememek önemli”
Özellikle kadın yaşının ilerlemesiyle birlikte değerlendirme sürecinin geciktirilmemesi önem taşıyor. 35 yaşın altında düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen 12 ay içerisinde gebelik oluşmaması halinde, 35 yaş ve üzerinde ise 6 ayın ardından değerlendirme yapılması öneriliyor. Bilinen bir infertilite nedeni bulunuyorsa bu sürelerin beklenmemesi gerekiyor.
Prof. Dr. Doğa Seçkin, “Tüp bebek tedavisinde en önemli konulardan biri doğru zamanda doğru adımı atmaktır. Çiftlerin tedaviye başlamadan önce kapsamlı biçimde değerlendirilmesi, mevcut sorunların ortaya konulması ve buna uygun kişiselleştirilmiş bir yol haritası hazırlanması, tedavi sürecinin en önemli aşamalarındandır” dedi.





