Down sendromu bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Tipik bir insan vücudunda bulunan kromozom sayısı 46 iken Down sendromlu bireylerde bu sayı üç adet 21.kromozom olması nedeniyle 47’dir.

Bu kromozom farkı Down sendromlu bireylerin gelişim hızını tipik bir bebeğin gelişim hızından farklı kılar. Down sendromlu bebeklerin motor gelişimleri yaşıtlarından daha yavaş ilerler. Farklı derecelerde olmak üzere kas gevşekliği ve eklem esnekliği görülür. Bu yüzden başını tutma, oturma, emekleme, yürüme gibi kaba motor fonksiyonları ile yazı yazma, parmaklarını kullanma gibi ince motor fonksiyonları yaşıtlarından daha yavaş gelişir. Evet Down sendromlu bireylerde bu gelişim basamaklarını takip eder, fakat yaşıtlarına göre daha yavaş, daha geç gerçekleştirir. Buna bağlı olarak Down sendromunda zihinsel gelişim de geriden gelmektedir. Bu gerilik yaş büyüdükçe daha belirgin hale gelse de erken müdahaleler, uygun eğitim programları ile Down sendromlu bireyler, toplum hayatı içinde belli statülere gelmektedirler. Burada düzenli ve disiplinli bir eğitim programı ve bol tekrar en önemli faktördür.

Down sendromlu bireyler benzer fiziksel özelliklere sahip olsalar da her biri birbirinden farklıdır. Aslında Down sendromlu bireylerin kimlikleri, sadece Down sendromundan ibaret değildir. Kendi kişilikleri ve ailelerinden aldıkları farklı yetenekleri vardır. Down sendromu; durumlarının bir parçasıdır ama onları tanımlayan tek bir özellik değildir. Bu genetik farklılık onları sadece kendilerine özgü bir birey yapar.

Down sendromlu bebekler de büyür, çocuk olur, ergen olur ve yetişkin olurlar. Doğar, büyür, gelişir yani değişirler; sanılanın aksine hep çocuk kalmazlar, onlar da yaşları ve gelişimleri seviyesinde bir yaklaşım tarzını hak ederler. Boylarının kısa olması, gözlerinin çekik olması onlara çocukmuş gibi davranmamızı gerektirmez. Toplumun bir ferdi, bireydirler. Her birey gibi onlarda çevrelerindeki olaylara karşı hassastırlar. Sanılanın aksine her zaman mutlu değillerdir, insani bütün duyguları yaşarlar bu yüzden sınırlarına saygı duyulması gerekmektedir. İzinsiz dokunmak, sevmek, abartılı cümleler kurmak gereksizdir, bu davranışlar onları istismara açık hale getirir. Sağlıklı yaşam imkanları, düzenli sağlık kontrolleri, gerekli tedaviler ve eğitime erken yaşta başlandığında Down sendromlu bireyler, güçlü yanlarını geliştirerek toplum içinde yer bulabilir, meslek edinebilirler. Toplumsal bilinç ve farkındalıkla Down sendromlu bireylerin toplum içinde var olabilmelerine daha fazla olanak tanımak dileğiyle.