Hayat tesadüflerle doludur. İnsan bir yaşadığı olayın aynını yaşayabilir.
Hani Dejavu (Fransızca: bir kelime olan déjà vu), içinde bulunulan anı veya durumu daha önce yaşamış ya da o yeri daha önce görmüş gibi hissetme durumudur.
Birçoğunuz böyle bir anı yaşamışsınızdır. Mesela hiç gitmediğiniz bir yere daha önce gelmiş ve görmüş olabilirsiniz. Ya da bir olayı önceden yaşamış gibi sanabilirsiniz.
Ben böyle bir olayı yaşadığım için böyle bir şey olur mu diye kafa yormuyorum. Bilindiği gibi Meta Fizik sıra dışı olayları konu alan ve gerçek olaylarla ilgisi olmayan ruhani bir bilim dalı. Her ne kadar müspet bilim Meta Fiziği bilim olarak tanımlamasa da sıra dışı olayların yaşandığını anlatan dergilerden olan: “RUH VE MADDE” adlı derginin bir sayısında geçen olayın birini sizlerle paylaştıktan sonra yazıma devam etmek istiyorum.
Bir birlerini çok seven iki karı koca aralarında bir ahit yapıyor. Kadının kocası eşine şöyle diyor:
“Sevgilim hangimiz önce ölürsek, ertesi gün bu kutsal kitabın üzerine el izimizi işaretleyelim.” Aradan zaman geçer adamın karısı ölür ve toprağa verirler. Adam eşini o kadar çok seviyormuş ki günlerce onun için gözyaşları dökmüş ve bir akşam eşi için o kutsal kitaptan biraz dualar okuyayım diye kitabı alır ve kitabın kapağında eşinin narin elinin izi kitabın üzerinde yakın gibi olduğunu fark eder.
Heyecanla kitabı açıp sayfalarını karıştırır. Başka bir ize rastlamaz. Kitabı kapatıp kaldırmak ister, ancak az önce gördüğü el izinin olmadığını fark eder. Adam bu konuyu bir kilise Rahibi ile istişare eder. Rahip böyle bir olayın ruhani bir durum olduğunu ve iki kişi arasında yapılan ahtın gerçekleşebileceğini söyler.
Bu olayın gerçekliğini bilmediğimiz gibi, ruhani olayların bahsi geçen Meta Fizik olayları yayınlayan dergi ve kitaplarda bu türden olayların var olabileceği de sadece imgeseldir. Açıklamak gerekirse:
Zihinde tasarlanan, hayal edilen veya duyu organlarıyla algılanan nesnelerin zihindeki yansıması, görüntüsü veya izi olan bir nevi hayalciliktir. Gerçeği yansıtıp yansıtması şüpheli olan olaylara gerçekçi bir yaklaşımla inanmak ta saflıktır.
Bilim adamları hipnotizma konusunda şöyle açıklama yapar:
“Çok çabuk hipnoz olanlar, sıkça hayal kuran insanlardır.”
Gerçekçi kişiler yaşanan olaylar olsun, değişimler olsun göreceli olmayan hiçbir imgeye itibar etmez. Olayları sürekli müspet bilime dayalı olarak, böyle olayların olup olmadığını araştırır. Ancak insanoğlunun doğasında olan hayalcilik hiçbir zaman ortadan kaybolmaz. Hayal etmeyen kimseler robottan farkı yoktur. Çünkü birçok mucit hayal ederek buluşlara imza atmıştır.
Bir başka yazımda da Transhümanizim (İnsandan ötesi) adlı yazımla birlikte olacağız İnşallah…