Geçen yıl yine bu sütunlardan sizlerle birlikte olduğum bir konu vardı, hatırlarsanız Prof. Dr. Selçuk Yahşi Ortaokulu’nun ilkini düzenlediği öğrenci korosu, enstrümanıyla solo olarak şarkı ve türkülerini icra etmişlerdi ilk yılın acemiliği ile belki biraz ufak tefek hatalar olsa da öğrencilerin gösterdiği performans gerçekten kayda değerdi. O döneme de benim gibi öğrenci velilerinin ve izleyenlerin çok beğenisini kazanmıştı. Bu yılda yılsonu müzik programı geçen yıla oranla daha güzel ve öğrencilerin müzik aletlerini biraz daha ustaca kullanarak geceye renk kattı.
Yirmi beş kişilik öğrenci korosunun yanı sıra: Beş keman, sekiz gitar ve yirmi beş bağlama ile geceyi süsleyen program bir harikaydı. Beni en çok mutlu eden Türkülerimize ve geleneksel çalgımız olan bağlamaya karşı öğrencilerin büyük ilgi duyuşu idi! Neredeyse diğer sazların iki katını oluşturan sazımıza öğrencilerin ilgi duyması tek kelime ile özümüze dönüşümüzün ve kültürümüze sahip çıkmanın bir göstergesi gibiydi.
Gelelim bizim asıl konumuz olan Kültürümüzün zenginliklerine: Gerek yöresel halk oyunlarına, türkülerine deyişlerine ve âşıklarımızın atışmalarına, ruhumuzu dinlendiren İlahilerimize, Bazlamalarımıza ve zengin bir kültüre sahip folklorumuza sahip olan ülkemiz de ki yabancı müzik hayranlarını bu gün yine kınamak istiyorum. Söyledikleri şarkılar ile kültürümüzü hiçe sayarak yabancı çığırtkanlığı yapmanın ne kadar yanlış ve hatalı olduğunu acaba hiç analiz yapmışlar mı diye düşünmemek elde değil!
Ülkemizde yabancı müzik yapan ve ya icra edenler, çanak yalayıcılar, medeniyet diye bize Avrupa’nın ve Amerika’nın kokuşmuş gençliğinin HEVİ-METAL, ROCK, POP HİPAP gibi ne söyledikleri belli olmayan, kızgın katır gibi tepişip kitleleri çıldırtan o anlamsız müziklerin ve dansların adeta tiryakisi olmuşlar.
Oysaki açık ve net bir dille söylemek gerekirse: “Milli benlik bağlamanın tellerindedir!” Ayrıca bizim Tasavvuf ve Türk Sanat müziğimiz de bu zengin dağarcığımızın içinde yer alır.
Fakat Türk halk müziğimizin yeri bir başkadır. Halkımızın bağrından kopup gelen onca ozanımızın değişleri ve türküleri nasıl bir kenara itilebilir ki? Bir Karacaoğlan, Bir Dadaloğlu, bir Köroğlu, bir Âşık Veysel, bir Çobanoğlu, bir Âşık Şenlik. Saymakla bitiremeyeceğimiz kadar zengin bir kültürün temsilcilerini siz nasıl Avrupa’nın ve Amerika’nın sapık müziğine eş değer gösterebilirsiniz?
Bütün bunlardan neden bahsettiğime gelince; adını vermeme gerek yok geçen yıllarda bir kanal da ses yarışması yapılmaktaydı. Bu kanalda yabancı şarkılar revaçta bu şarkıları icra edenler söylediği parçanın bile manasını bilmeden kendini yırtarcasına parçalayarak puan toplamaya çalışan o gençliğe acıyordum. Bu yarışmada Türkü okuyanlar, ağızları ile kuş tutsalar itibar görmüyorlardı. Aman Allah’ım nasıl bir aymazlığın içindeyiz diye kendi kendime hayıflanmıyor değildim? Bu günkü durum, adeta bu sapık kültürlerin yabancı hayranlığı karşısında adeta kanım donuyordu. Yıllarca bizi filmleri ile uyutup sömürenler, kendi kokuşmuş kültürünü bize dayatmaya her yönden tabiri caizse kuşatmış gibiler. Moda diye gencecik kızlarımızın mahrem yerlerini açmalarına, vücutlarının çeşitli yerlerine dövmeler yaparak, bir Botox çılgınlığı ile yüzünü tanınmayacak hale sokanlar, Allah’ın yarattığı yüzünü çirkinleştirenler mi dersiniz bir dibi yok kuyuda çırpınan gençliğe bakıp bizim neslimiz bu olamaz diyordum.
Evet, ancak okullarımızda ki eğitimin bu gün biraz daha özümüze dönme durumunda olduğunun açık göstergesi olan İnşallah yeniden bir ses yarışması düzenlenecekse tv kanallarında şu yabancı parçaları okuyanlara rağbet göstermeyelim. Bizim müziğimizi hiçe sayanları bizde onların müziklerini hiçe sayalım. Özümüze dönüp, öz müziğimizin kıymetini bilelim Allah Billah aşkına!…
Müziğin evrensel olduğunu iddia edenlere, öncelikle kendi kültürlerine sahip çıkmalarını öneriyorum. Elimizde avucumuzda kalan bir kültürümüz kaldı bunu da kaybedersek benliğimizi de kaybetmiş oluruz!
Gelelim beni umutlandırıp sevindiren olaya: Yılsonu etkinlikleri kapsamında gerçekten İnegöl Prof. Dr. Selçuk Yahşi Ortaokulu öğrencilerinin sunduğu müzik programı beni umutlandırdı. Öğrencilerin çaldığı enstrümanlar çoğunluğunu bağlama oluşu, Şarkılar, Türküler ve Türkçe sözlü hafif müzik eserlerin yer aldığı bir müzik ziyafeti beni hayli ümitlendirdi.
Özellikle Haftada bir gün okulda müzik öğretmeni Ersin Bulut kardeşimizden enstrüman dersi alan öğrencilerin ufak tefek hataların olmasına rağmen gelecek yıl daha da az hatalarla güzel performans sergileyeceklerine inancım çoktur. Başta okul müdürü Sayın Mehmet Göksu olmak üzere büyük özveriyle öğrencilere müzik eğitimi veren Ersin Bulut hocayı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Gelecek vadeden gençliğimizi de canı gönülden kutlayarak onları alkışlıyorum.
Geçen yıl da belirttiğim gibi: Müziğimizin önemini kendimde Akordeon ve klavye çalan biri olarak çok iyi bilen biriyim. Bu vesile ile çocuklarımızın kendi öz müziğimize ve kültürümüze sahip çıkmaları için çaba sarf eden Selçuk Yahşi Ortaokulunun bu tür kültür faaliyetlerinin devamını diliyorum…