“Şimdi durduk yerde bu da nereden çıktı?”, “Felaket tellallığını bırakın kardeşim” gibi bir sürü şeyler dediğini duyar gibiyim. Ancak yazımı okumadan peşin yorum yapmayın.

Öncelikle İnegöl’ü hafife almayın. Çünkü İnegöl nüfus yapısı itibariyle çok kritik ve hassas yerleşim yerlerinden biri.

Türkiye’de İnegöl gibi bazı hassas bölgeler var. Hatay‘ın Dörtyol ilçesi de bunlardan biri.

Aşırı milliyetçi ve vatansever şehirler, terör örgütlerinin en çok sevdiği ve yuvalandığı bölgeler oluyor.

Çünkü burada yakılacak bir ateş, tüm Türkiye’yi etkileyebilir. Biz zamanla bunu çok fazla yaşamış bir topluluğuz. Geçmişte yaşanan İnegöl olaylarında neler olduğuna hepimiz şahit olduk.

Neyse çok fazla uzatıp gündemimizden sapmayalım.

FARKINDA MISINIZ?

İnegöl’de son zamanlarda gerek Emniyet gerekse de Jandarma teşkilatı inanılmaz operasyonlar yaptı.

Sessiz sedasız on’larca DEAŞ’lı gözaltına alınıp kodese gönderildi. Yine DHKP-C mensubu ile PKK sempatizanları da tek tek yakalanarak hakim karşısına çıkarılıyor.

Çünkü buralar da yuva yapmışlar yuva…

Ama istihbaratı gelişen ülkemizde olası olaylara karşı hızlı refleksler alınıyor. Biz yatağımızda mışıl mışıl uyurken, kahraman polis ve jandarmalarımız tereyağından kıl çeker gibi nokta atışı hamleler yapıyor.

İNEGÖL OLARAK SINAVDAYIZ

Şimdi detaylıca İnegöl’ün tarihte yaşadığı olayları tek tek anlatmayacağım. Ama geçmişte DHKP-C’nin en önemli kalelerinden biri İnegöl’dü.

Sonra bu görevi FETÖ üstlendi. FETÖ’nün en güçlü olduğu yerlerden biri İnegöl’dü. Adamlar her yeri ele geçirmişti.

Sonra sahneye DEAŞ girdi. Türkiye genelinde İnegöl gibi hangi ilçede bu kadar DEAŞ’lı yakalandı? Adamlar bildiğiniz hem sempatizan topluyor hem de finansman sağlıyorlardı.

Eş zamanlı olarak PKK’nın da benzer hamleleri var. PKK’nın emriyle İnegöl’de ara ara eylem ve gösteriler yapılıyor. Bir şeylerin denemesi yapılıyor. Halkın sinir uçlarıyla oynanmaya çalışılıyor.

Allah’tan vatanını, bayrağını ve dinini seven Kürt vatandaşların çok olması nedeniyle yaptıkları her şey ellerinde patlıyor.

Ama şunu bilmemiz lazım. Biz farkında değiliz ama büyük bir sınavın içinden geçiyoruz. Devlet kurumlarımız bize hissettirmeden olası olayların önünü hemen kesiyor.

Bize düşen asli görev bu tür provakatif girişimlere karşı uyanık olmak ve buna fırsat vermemektir. Polisimizin, askerimizin çabalarını boşa çıkarmayalım.

Şu an Türkiye bir süreçten geçiyor. Bu sürecin bir ayağı Suriye, diğer ayağı Irak, öbür ayakları ise İsrail, Filistin, Rusya, ABD ve Avrupa ülkeleri.

Hatta burnumuzun dibinde ki Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta buna dahil.

Dünyada oynanan bir satranç var. Bu satrançtan Türkiye’nin kazançlı çıkması için herkes Devletinin yanında olmak durumunda.

İnegöl’de gelince;

İnegöl’de küçük bir dünya. Satrancın bir parçası da İnegöl.

Kazanmaya ilk İnegöl’den başlamak gerekmez mi?

Saygılarımla…