Telefonlarınızı elinize aldığında herkesin önüne dünyayı kasıp kavuran 10 saniyelik bir penguen videosu çıkıyor değil mi?
Nedir peki bu penguen hikayesi?
Kolonisinden ayrılan nihilist bir penguen buz tepelerine doğru tek başına ilerliyor. Ve sonra bu videoya, varoluşsal bir yorum yapılarak “İşte hayat bu” anlamı yükleniyor.
Ne garip değil mi? İnsanoğlu kendinde fark edemediği gerçekliği, bir penguenin 10 saniyelik videosuyla keşfediyor.
Fark edemediği dedim dikkat ederseniz…
Ben bunu biraz İnegöl üzerinden yorumlamak istiyorum.
Biz İnegöl’ün başarı hikayesini, tecrübelerini, geldiği noktayı, azmini, cesaretini, fedakarlıklarını hep basite aldık.
Biz aslında o penguen yürüyüşünü bir asırdır yapıyoruz. Özellikle mobilya sektöründe...
Türkiye’de mobilya denince akla sadece Ankara gelirdi. Siz hatırlar mısınız? Bilmiyorum ama radyolarda, “İnegöl Mobilyası fiyatına Ankara Mobilyası” sloganıyla reklamlar veriliyordu.
Peki ne oldu?
İşte o günlerde İnegöl’ün Penguenleri harekete geçerek, müthiş bir yürüyüş başlattı. Keşfedilmemiş kıtalar ve ülkelere yolculuklar başladı.
Osmanbey Caddesi’nde ki bir avuç mobilyacımızın her şeyi göze alarak başlattığı bu yürüyüşte on binlerce kilometre yol kat edildi. Tek tek mağazalara girildi, fuarlara katılım sağlandı. Hızlı bir şekilde dernekler kuruldu. Mobilyacılarımız bir oldu ve yeni bir hikaye yazdı.
O penguen varoluşsal yürüyüşünü tamamladı mı bilmem ama bizim bir asırlık yürüyüşümüz hala devam ediyor. Ama bunu viral yapan yok.
Bugün mobilyacı sayımız 3 bine yaklaştı. Yüzlerce fabrikalarımız, AVM’lerimiz, OSB’lerimiz var. Peki Ankara mobilyası nerede?
Keşke birisi de çıksa , “Ankara Mobilyası fiyatına, İnegöl Mobilyası” sloganıyla bir reklam yapsa.
Ertesi gün unutulmaya mahkum videolar yerine, on’larca yıldır destan yazan mobilyacılarımızdan dersler çıkaralım. O’nların tuttuğu notları, gezdiği rotaları, verdiği öğütleri, zanaatkarlıklarını, alın terlerini viral yapalım.
Kilometrelerce yollarda çektikleri acıları, yaşanmışlıkları, verdikleri mücadeleyi, bir amaç uğruna sevdikleriyle düştükleri küskünlükleri viral yapalım.
İşte bizim zenginliklerimiz bunlar. Muhteşem bir servete, birikime ve penguen yürüyüşlerine sahibiz aslında.
Sütlü kadayıfın üzerine dökülmüş tahin kadar hafif, sığ ve geçici bir sorgulayışla, güya varoluşun en ağır cevaplarını bir telefon kaydırmasıyla çözüme kalkamayız.
Buzda yürüyen pengueni izlerken, ekranın serinliğinde atılmış adımlar yerine, İnegöl’ün gerçek kahramanlarını da viral yapalım.
Saygılarımla…