YENİ BİR YILIN GELİŞİNE SEVİNİRKEN, BİR YIL BOYUNCA YAPAMADIKLARIMIZA ÜZÜLMELİ MİYİZ?
Ben her geçen yılın ardından mutlaka bir muhasebe yaparım. Gerek kendi öz eleştirim için ve gerekse ilçemizde yaşadığımız olumlu veya olumsuz eleştirileri dile getirerek olumlu olanları alkışlar ve takdir ederim. Olumsuz olan her fiili de eleştiririm. Gelelim bu günkü yazıma geçtiğimiz günlerde girdiğimiz yeni bir yılın eleştirisine?
Her yılbaşını coşku ile kutlayıp, yeni bir yılın sevincini yaşarken, kendimizden nelerin kaybolup gittiğini hiç düşünmeyiz. Her yeni yılı çılgınca kutlayarak sadece şahsi haz ve duygularımızı coşturmak olarak algıladığımız bu kutlamaların israf ve haramdan öteye gitmediğini de bilmeliyiz!
Oysa her geçen yılın ömrümüzden gittiğini görmezden gelip kendimizi avutup, kandırarak sevinçle coşkuyla yeni yılları kutlamaya devam etmekteyiz. Bunun bir çelişki olduğunu görmeden eğlenceye ve fuzuli harcamalara dalıp kendimizi avutmaktan hatta kandırmaktan öteye gitmemekteyiz.
Her yılın yeni bir başlangıç olduğunu idrak ederek kendi muhasebemizi tutmuş olsak, geçen yıllar için karda mı, yoksa zarar da mıyız? Bunu apaçık görebiliriz.
Oysa bizler şöyle salim kafa ile düşünecek olursak, geçmişte yaşadığımız hatalardan ders çıkarıp, yarınlara umut ile bir başlangıcın kapısını açmış oluruz.
O zaman nerede yanlış yaptıklarımızı görür, bir daha hata yapmaz hayatı daha kolay yaşamayı anlamış oluruz.
Yeni yılların anlamı, eğlenip gülüp oynamak, içki içerek sağa sola devrilerek tüketmek midir? Yılları böyle boş yere tüketirken hiç mi acımaz ve üzülmeyiz? Kaybettiklerimizi, kaybedecek olduklarımızı düşünmeden sadece o anı yaşmak ne kadar doğrudur? Hiç düşündünüz mü?
Sizler kendinize istediğiniz kadar sorular sorarak cevaplarını aramaya koyulun. Cevapların sadece kendi içinizdeki sesin sağduyusu ile çözüleceğine inanırsanız doğru yoldasınızdır. O zaman yeni gelen yılı nasıl geçireceğinizin şablonu da ortaya çıkmış olacaktır.
Şimdi beni çok iyi dinleyerek şu güzel tavsiyelerime canı gönülden kulak verin:
Bundan sonra gelen her yeni yılı, ayları ve günleri kendi lehimize şahit tutarak ahirete gönderebiliriz. Nasıl mı?
Ömrümüzden bir yılı daha geride bıraktığımız ve 2026 yılına adım attığımız şu günlerde, sayılı nefesimizi nasıl tükettiğimizi sorgulayarak!..
Buna göre hayır ve şerri, sevap ve günahı vicdan terazisine koyup tartmalıyız. Hangisinin ağır geldiğini görüp kendimizi buna göre ayarlamalıyız.
Yaradılış hikmeti açısından kendimizi bir değerlendirmeye tabi tutarak, bir gün o malum sonun bizi de yakalayacağı bilinci ile elimizdeki fırsatları iyi değerlendirmeliyiz.
Gelin şimdi çok değerli olan ömrümüzü, hayırla, güzellikle sevapla, iyilikle tezyin edelim. Paha biçilmez ömür sermayemizin, kendimizin, değerlerimizin, inancımızın farkına varalım.
Hayatımızın kalan kısmını yaşadığımızdan daha hayırlı ve bereketli olması için gayret sarf edelim. Ve hep birlikte Rabbimiz'e el açalım:
“Ya Rabbim! Günlerimizi, aylarımızı ve yıllarımızı bereketli kıl! Ömrümüzü salih amellerle tezyin etmemizi bize kolaylaştır! Bahşetmiş olduğun iman nimetini son nefesimize kadar taşıyabilmeyi bizlere lütfeyle!”
Yazımın başında da belirttiğim gibi, başta yaşadığımız yurdumuz olmak üzere ilçemiz için birey olarak bize düşen vatandaşlık görevimizi mutlaka yerine getirmeliyiz. Bunların ne diye olduğunu soracak olursanız?
İşte en önemli olanlar: “TRAFİK KURALLARI, SAYGI, DÜRÜSTLÜK VE SABIR!” konularında gerekli olan, özverili olmamız ve hiç kimseyi kırmadan incitmeden örnek bir insan modeli olmaya gayret göstermemizdir. Dünya sevince güzel bir yer olur parolasını da asla unutmayalım! Saygılarımla…
2026 yılımızın bolluk ve bereketli geçmesi dileği ile hayırlı yıllar dilerim!