Yazımın başlığında belirttiğim gibi, hanımlarımızın güzel görünme uğruna bu güne kadar yüzlerine ve bedenlerine yaptırdıkları estetiklerin haddi hesabı yok.

Kimisi göğüslerine silikon yaptırırken, kimileri sarkan göbeklerinden yağ aldırarak vücuduna çeşitli dokunuşlarla güzel görünme yarışına katılmakta. Hele, hele diyet yerine bıçak altına yatıp midesini küçültenlere ne demeli?

Şimdilerde birde Botox modası aldı başını gidiyor. Kimi yüzüne, kimi dudaklarına Botox yaptırmakta. Daha nelere şahit olacağız Allah bilir?

Gençliğimizde bir söylem vardı:

“Evlenmeyin bekarlar naylon kızlar çıkacak!”

Sanırım bu söz yavaş, yavaş gerçeğe doğru gidiyor gibi? Neden diyecek olursanız: Kemal Sunalın “Japon İşi” adlı filminde Fatma Girik’in tıpkı insan gibi bir robotu canlandırdığı tiplemesi gelecekte olmayacağına kim inanır demeyin.

Gelelim asıl konuya: Bu çağda ki insanlar, her nedense Allah’ın yarattığı bedeni ve yüzü beğenmeyip çeşitli operasyonlarla değiştirmesi kendini yeniden şekillendirmesi ne derece doğru bir eylemdir? Bunu da anlamak maalesef bir girift bilmece!

Bu gün bazı sanatçıların iyi ve genç görünmesi uğruna bıçak altına yatarak defalarca ameliyatlarla derilerini gerdirme, Botox ile yüzlerini şişirme, bir dizi estetik ameliyatlar ile adeta kendilerince yeniden doğduğuna inanmaları da ayrı bir inanış. Bazıları bu operasyonlardan sonra sağlığını kaybettiği de zaman, zaman haberlerde izlendiği halde insanoğlunun bu öz güvenine de hayret etmemek elde değil.

Biliyorsunuz geçtiğimiz ay dünyanın bazı ülke liderlerinin de gençleşme uğruna küçük çocukların kanını kendi kanı ile değiştirerek gençleşeceklerine inanmaları. Ve sayısız çocukları katlettikleri gerçeği insanların kanını dondurduğu bu vahşetin boyutlarına ne demeli?

İnsanın aklına bir soru geliyor? Acaba gerçekten dünyanın sonu mu geliyor?

Yaşanan bunca çirkinlik ve vahşetin vuku bulduğu bu çağda kıyameti düşünmemek elde değil! İnsanlar acayip birer yaratığa dönüşmek için kendi vücudunu adeta bir yapboz oyununa çevirir gibi bir yandan vücudunun neredeyse tamamına dövmeler yatırarak ve yukarıda da sözünü ettiğim Botox, estetik, yüzde değişiklik ve bir takım ameliyatlar ile kendini ve vücudunu harabeye çevirerek sanki Haşaa! Allah’ın yarattığı bedene bir isyanı söz konusu…

Belki bilerek veya bilmeyerek yaradılışlarına karşı çıkıp böylesi bir yanlışı düşmüş olmaları da insanı düşündürmüyor değil. Böyle operasyonları yaptırma kararlarına acaba aileleri ne diyor buda ayrı bir merak konusu!

Ancak bazı elzem olan operasyonlar için bizim bir sözümüz yok. Gerek burun da sorun yaşanıyorsa, vücutta bir sorun varsa misal: (Ayakta yamukluk ve ya protez) gibi ve ameliyat gerektirecek diğer sağlıkla ilgili sorunlar varsa tabi ki buna bir diyeceğimiz yok. Ancak işin boyutu güzelleşmek, güzel görünmek, tipini beğenmeyip tip değiştirmek vücuduna zarar verici dövme gibi şekiller çizdirerek yaradılışına karşı çıkarak günah işlemek ne denli doğru olabilir?

Birde bu operasyonların birçoğunu kadınlar yapmakta. Bakın Gayri Müslüm bir siyahi bu konuda ne söylemiş:

“Tanrı bile kadınlara kaş vermişken, onlar kesip kendileri çizdi.

Tırnak vermişken kesip suni tırnak taktı.

Göğüs vermişken, beğenmeyip silikon taktı.

Kalça vermişken cerrahi operasyonla istedikleri şekle soktu.

Boy vermişken topuklu ayakkabı giyerek uzun görünmeye çalıştı.

Diyeceğim o ki Tanrı bile kadınları memnun edememişken sen kim oluyorsun ki, onları memnun edeceksin! Bu yüzden boş ver kafana takma… ”

Adam ne kadar haklı değil mi?

Oysa doğallık kadar güzel olmak gibisi var mı? Yeter ki iç ve kalp güzelliği olsun insanda! Gerisi gerçekten teferruat!..