Aslında bende bu kadar inatçı bir takım olacağımızı beklemiyordum. Maç aldıkça rahatlarken, alt sıralardan uzaklaşmanın da sevincini yaşarken bir anda hedef ve hikaye başka bir yöne doğru kaymaya başladı.

Her kazanılan 90 dakika sonrası futbolcularda isteği yönetimde lige bakışı değiştirdi. Biz oyun olarak her maç üstüne koyarak gelirken, rakiplerin beklemedik kayıpları bizi açıkça artık direk çıkma olmasa bile play-off içinde varız dedirtti. Kendi adıma play-off zor ihtimal derken, artık bu saatten itibaren yoldan dönersek kendi kendimizin ayağına sıkmış oluruz.
Gelelim Urfa maçına. Kağıt üstünde favori rakipti. Hem allı pullu kadrosu hem de bir maç eksiği olması, maçın onlar için ne ifade ettiğinin adeta açık göstergesiydi. İlk 10 dakika 5 köşe vuruşu kullandılar. Ardından biz mücadeleye ortak olduk. Her ne kadar önemli oyunculardan kurulu bir ekip olsalar da, rakibi 2.bölgede karşıladık. Onların geçiş oyununu kapattık. Ne kanatlardan ne de göbekten istedikleri gibi gelemediler. Agresif oyunumuzun karşılığını aldık. Direkten dönen topun yanında 4 net pozisyondan sonuç alamadılar.
Bizim net bir golümüz ofsayt nedeniyle kıyıma uğradı. Son dakikada Taha net pozisyonda topu dışarı attı. Aslında pozisyon bakımından Urfa üstün olsa da bir deplasman takımı nasıl oynar mantığını sahaya iyi oturtunca, bizde kazanabilirdik. Oyunun genelinde tüm futbolcular büyük uyum ve özgüven içindeydiler. Tebrik edelim.
Sonuç itibariyle 2.yarıda 4 hafta geride kaldı ve biz 8 puan topladık. Bana göre bu oyun ve puan tablosu kısaca bizi dönülmez akşamın yoluna doğru götürmeye başladı. Bu hafta sırada Kastamonu var tribünde boş yer kalmadan takımımızı destekleyip, bu maçtan da galibiyetle ayrılacağımızdan şüphem yok. Sadece yapmamız gereken aynı tempo, aynı istek ve aynı oyun karakterini sahaya koymak.