Kıskançlığın aşırısı insanın ya ocağını söndürür, ya da bir yuvanın yıkılmasına ve dağılmasına neden olur.
Birkaç yıl önce İskenderun’a kardeşimi ziyarete gitmiştim. Benim çok sevdiğim humusu yemek için kardeşim Yakup, arkadaşının iş yerine götürdü. Orada humusumuzu yerken mekân sahibi Bektaş, masamıza oturup kardeşim Yakup’a:
“Arkadaşı tanıştırmayacak mısın Yakup?” diye sorunca, kardeşimde:
“Bu benim Ağabeyim olur adı da Yusuf’tur. İnegöl’den bizi ziyarete geldi Bektaş ağabey!” diye cevap verdi. Biz humusu yerken sohbette hayli koyulaştı. Söz dönüp dolaşıp evlilik konusuna gelince Yakup Bektaş’a:
“Sahi Bektaş ağabey hazır konu evliliğe gelmişken, siz yenge ile boşanma kararı almıştınız ne oldu? Yengeyle ayrıldınız mı?” Bektaş bir iç çekerek cevap verdi:
“Sorma Yakup kardeşim bir saç kılı yüzünden az kalsın yuvamız yıkılıyordu!” diyince Yakup merakla sordu:
“Nasıl yani? Yoksa senin elbise üzerinde bir kadın saçı kılı mı buldu yengem?” Bektaş gülerek:
“İyi tahmin ettin arkadaşım. Şimdi mevzuyu iyi dinleyin bakın bu anlatacağım olay tam bir komedi ya!” biz merakla dinlemeye koyulduk. Bektaş’da başladı anlatmaya:
“Yakup benim hanımı bilirsin nede olsa aile dostuyuz. Kıskançlığı konusunda her kese taş çıkarır. Elbiselerimi yıkarken kadın parfümü kokusu var mı diye koklar, gömlek yakalarında ruj izi arar ceketlerimde saç kılı var mı diye neredeyse büyüteç ile inceler!” ben dayanamayıp sohbete dâhil oldum:
“Yok artık! İnsan eşine güvenmiyorsa o evlilik çekilmez hal alır arkadaş! İnsan eşinin aldattığını sanıyor veya şüphe duyuyorsa bu evlilik zor yürür. Veya biter!” Bektaş devreye girip beni tasdik eder gibi.
“Haklısın Yusuf arkadaşım! Ama bu kıskançlılık işi her nedense yeni belirmeye başladı eşimde. O kadar ısrar ettim hanıma gel bir psikologa gidelim. Bu işin sonu hiç hayırlı değil, diye ama beni dinlemiyor. Arkadaş şu bende ki tipe bir bak ben aynada bu yüzü gördükçe kendimden korkuyorum. Hangi kadın bu tipe âşık olur veya bakar arkadaş? Şu suratı gören müşteriler bile dükkânda humus yerken bana bakmamak için başlarını önüne eğip öyle yiyorlar humuslarını!” Ben gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Gerçekten bir insan bu kadar mı tipsiz olur. İçimden bu kadın acaba adamdan ayrılmak için mi böyle bir yol seçmiş diye düşünürken Bektaş söylemine devam etti:
“Haydi, bu evliliği bitirelim diye düşünmüyor değilim. Arada üç çocuk var arkadaş. Zaten bir tartışmada bu mevzu gündeme geldi. Eşimin ailesi çok zengindir o hemen bana sana tek çocuğumu bile bırakmam demişti. Ya işin bir de başka yönü var arkadaş, kayınpeder bu dükkânı açmam için avuç dolusu para verdi. Çocukların her türlü masrafını da o hallediyor oturduğumuz ev bile onların. Ben eşimden ayrıldığımda dım dızlak ortada kalırım Maaz Allah!” Yakup devreye girip:
“İyi de ağabey, bu saç kılı mevzusundan sonra neden yengem senden ayrılmaktan vazgeçti?” Bektaş yine bir iç çekerek anlatmaya başladı:
“Neden olacak? O ceketimde bulduğu saç kılı da kendi saç kılıymış da ondan!” Bu defa ben devreye girip:
“Nasıl yani? İnsan kendi saç kılını bilmez mi? Haydi diyelim bilmeye bilir. Peki, sonunda nasıl ikna oldu?” Bektaş biraz gülerek devam etti:
“Nasıl olacak eşim boşanmak için bir avukat tutmuş. O da eşimin bulduğu saç kılını sormuş. Hala bu kıl duruyor mu diye. Hanım da böyle saçma sapan ayrıntıları her nedense hep saklar. Avukat’a (Duruyor avukat hanım. Ben hiç atarmıyım? Lazımsa getireyim mahkemede kanıt olur!) diyince akıllı avukatta: (Merak etme sen bu saç kılının kime ait olduğunu DNA testi ile anlarız! Böylece boşanmanız daha garantili olur.) demiş. Tabi o saç kılı ile hanımın saç kılı DNA testi sonucu eşleşince avukat hanım bindiği dalı kesmiş oldu. Bizim de evliliğimiz şimdilik kurtuldu sayılır arkadaşlar!”
Hayatta neler oluyor inanılır gibi değil. Biz humusumuzu yiyip oradan ayrıldık. Yolda kardeşim Yakup başladı gülmeye ben meraklar içinde dönüp sordum:
“Oğlum neden gülüyorsun?” diye. Yakup kendini toparlayıp:
“Neden olacak Ağabey? Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş! Hani Bektaş diyordu ya aynaya baktığımda çirkinliğime ben bile tahammül edemiyorum! Sen birde Bektaş’ın eşini görsen gece karanlığında kadını görsen korkudan düşüp bayılırsın!” ben biraz kızgın:
“Oğlum Allah’ın yarattığı hiçbir canlı çirkin değildir. Yüzü çirkin olanların huyları güzel olur. Kişiliği güzeldir ve genelde insancıldırlar.” dedim Yakup:
“Öyle olmasına öyle de bu iki arkadaşımız ayrılmış olsalar hiç kimse bunlarla evlenmez. Bektaş’ın kayınpederi ve ailesi yoksa neden bu evliliğin devam etmesinden yanalar? Bir düşünsene, bunlar ayrılınca hem çocuklarının masrafları, hem de Bektaş’ın eşinin tiripleri kayınpederi rahatsız edecek de ondan!” Ben Yakubun sözünü kesip:
“Bizene kardeşim? Herkesin yaşantısı kendine!” diyerek evin yolunu tuttuk.