YENİ NESİL: “BEN BU İŞİN KÜLFETİNİ ÇEKEMEM! VERDİM KURBAN BEDELİNİ BİR HAYIR KURUMUNA ONLAR KESİP NEREYE DAĞITACAKSA DAĞITSIN!”

Evet, değerli okurlarım, dinimizin güzel içtihatlarından biri olan Kurban bayramının şimdilerde amacının dışına çıkmak üzere olduğunu gözlemliyoruz. Dinimizin emrettiği gibi durumu olan Müslümanın kurban kesmesi vaciptir. “Ben hayvanlara kıyamam!”

“Ben bu işin külfetine giremem! Kurban bedelini verdim bir hayır kurumuna onlar ne yaparsa yapsınlar!” veya:

“Arkadaş kurbanımı kestim. Kasaba verdim. Çocuklarla şöyle bir Bayram tatili yapmaya gidiyorum. Düdüğümüz de kısmetse etlerin bir bölümünü dağıtır, diğerini de kasap sucuk yapar kışın yeriz!”

Gerçekten her Kurban Bayramı yaklaşınca Bayram coşkusunun biraz daha yok olmak üzere olduğunu hissediyorum. Ya bizim dönemimizde yaşadığımız coşkulara takılı kaldıkta ondan böyle duygu doluyum. Ya da gerçekten bayramları şimdi ki nesil iyi anlayamamış diye şüphedeyim.

Bir Ramazan Bayramını daha geride bırakarak kurban bayramına adım, adım yaklaştığımız şu günlerde yine kafalarımızda şu sorular belirmeye başladı?

Her bayramda yaşadığımız tatil sevdasını bu bayramda mı yaşayacağız? Merakla bekliyoruz. Aile bağlarının gün geçtikçe zayıfladığı, büyüklerimizin hal hatırları sorulmaz olduğu, akrabalıkların unutulduğu bir dönemde yaşıyoruz. Eskiden hiç değilse bayramlarda aranıp sorulan eşimiz dostumuzu bari bu bayramlarda arayıp hal ve hatırlarını soralım.

Yoksa merhum şarkıcı İbo gibi “Nerede o eski Bayramlar?” şarkısında ki gibi hasretle iç mi çekeceğiz bilmiyorum! Bayramı fırsat bilerek kendisini tatil beldelerine atma yarışı içine girecek miyiz?

Bunun doğru olup olmadığını tartışmayacağım. Ancak tartışmaya açık olan ve en önemli mevzulardan birini ben bugün tartışmak istiyorum:

Dini aylarımız ve günlerimiz, hatta bayramlarımız yardımlaşma ile değer bulur. Tabi ki Kurban Bayramı da bir yardımlaşma ve dayanışma bayramıdır. Bu Bayramda bir yıl boyunca et alamayan yardıma muhtaç insanlara veya konu komşuya bir parça et vererek onları hoşnut etmek İslam’ın ve insanlığın gereğidir. Bayram coşkusunu çocuklarımıza ve hem de büyüklerimize yaşatmamız gerektiği de bir gerçektir.

Dini Bayramlarımızda çocuklar şekerlerle ve harçlıklarla sevindirilirken, büyükleri ziyaret edip onlara tatlılar ve çeşitli hediyeler götürerek, kestiğimiz kurbandan bir parça ikram ederek gönül almak kadar güzel bir şey varmıdır?

Bayramın güzelliğini yaşatmamız da dinimizce yapılması gereken saygı ve sevgi göstergesidir.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) efendimiz Medine’ye hicret edince, Medinelilerin cahiliye adetlerinden kalma Bayramlarını kutladıklarını gördü. Ve onlara şöyle buyurdu: “Allah’û Teâlâ size o kutladığınız Bayramdan daha hayırlı iki Bayram; (Ramazan ve Kurban Bayramı) ihsan etti!” dedi. Sevinç ve neşe dolu günlerin iki güzel Bayramımız olan Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramını bildirmiştir.

Ayrıca İslam büyükleri, Allah’û Teâlâ’nın emirlerine uyup, yasaklanan hal ve hareketlerden sakınarak, yani günah olan fiillerden, (haram lokma yemeden) gibi sakınarak geçirdiği günleri de Bayram olarak kabul etmişlerdir. Bunun mükâfatı da cennete girme bayramıdır!

Bu günlerde artık Bayram sevinci ve coşkusu şarkılarda ve masallarda kalmış gibidir.

Yaklaşan Kurban bayramı yaşlılarımız ve bakıma muhtaç büyüklerimiz yine boynu bükük hüzünlü kalacak gibiler. Özellikle huzur evlerine terk edilmiş yaşlılarımız, çocuklarından ve torunlarından ayrı hasret ve burukluk içinde onları bekleyip bayramlaşmayı umut edecekler.

Yine Kurbanını kestikten sonra dolabına tıkarak, her Bayram olduğu gibi, ailesini toplayıp arabasına bindiği gibi soluğu tatil ve eğlence yerlerinde ve mekânlarında bulacaklar. Bu zatı muhteremlerimiz şu deniz senin bu tatil köyü benim yollara düşecek, aklınca Bayramı kendi zevkleri uğruna kutlayacaklar!

Ramazan Bayramından sonra gelen Kurban Bayramında da her kurbanda olduğu gibi Kestikleri göstermelik Kurban etleri ya buzdolaplarında kendilerine ziyafet olarak kalacak, yâda her hangi bir kasapta sucuk olarak yine kendisine kışlık erzak olarak kasap vitrinlerini dolduracak!

Yaklaşık bir yıl boyunca boğazından bir tike et geçmeyen gariplerin yine hevesleri kursaklarında kalacak!

Bir parça et belki bu gariplerin birkaç aylık yiyeceği olacaktır, düşüncesi mi, maalesef Kurban kesmenin ve bu Bayramlarının anlamını ve sevabını bilmeyenler için hiçbir şey ifade etmeyecek!

Bakın Bayramların önemi neymiş şöyle anlamaya çalışalım:

Müslümanların bir birileri ile kaynaştığı, küslerin barışıp kucaklaştığı, fakir fukara ve yetimlerin sevindirildiği, yaşlıların, akraba ve tanıdıkların ziyaret edildiği Bayram günleri, bütün İslam âleminde bu güne kadar kutlanarak gelmiştir.

Bayram sabahları erken kalkılıp temiz ve yeni kıyafetler giyildikten sonra Camiler doldurulur, Bayram Namazı kılınır, sonrasında herkes bir birileri ile kucaklaşıp tebrikler yapılır. Ailece kabristanlıklar ziyaret edilip ölülerimiz için Kur’an okutulur. Sadakalar verilir. Sonra, yukarıda da belirttiğim gibi Bayram ziyaretleri başlar. Sonrasında evimize gelip bizi ziyarete gelenlere ikramlarda bulunup, hoş sohbetlerle Bayramı içten yaşarız!

Bayram deniz kenarlarında yarı çıplak denizin keyfini çıkarmak, eşten dosttan uzaklaşmak, tabiri caizse kafa dinlemek yâda istirahat etmek demek değildir. Özellikle tatil yapmak için Bayramları dört gözle bekleyenler, kendince Bayramın vecibelerini veya yapılması gereken bütün İslami içtihatları hiçe saymak da değildir. Kurban Bayramının önemini anlamını bilmektir. Bayramı anlamak. Kurban Bayramının önemindeki kesilen hayvanın etlerini kebap yapıp kendi midesine indirmek veya dolabına tıkıp tatillere koşmakta değildir.

Yaşadığımız her iki bayramın önemi yardımlaşmaktır. Ramazan ayıda sadece ağzını bağlayıp nefsini terbiye etmek,” Hazır ramazan ayı gelmişken kendimi rejime sokup diyet yapayım.” Demekte değildir. Orucunu tutmak, nefsine gem vurmak ve açlığı anlamaktır. Ayrıca, İbadetin en hayırlısı olan sadaka vermektir. Kurban eti dağıtmakta bir sadaka ve ikramdır. İşte bir Müslüman’ın yapması gerekenler bunlardır. Eğer bütün bu söylediklerimizi bir mümin yerine getiriyorsa onun Bayramı her gündür, her andır.

Kurban Bayramınızı canı gönülden tebrik eder, sağlık ve sıhhatler dilerim…