Olgunluk, tesadüfen yaşamak değil, bilinçle yön seçmektir.
Önce küçücük bir yara ile başlar. Bir kum tanesi, bir deniz kabuğunun içine girer. Rahatsız eder, acıtır.
Tüm İnegöl bugün yasa boğuldu. Küçük Berra, bir özel kreşin yüzme havuzunda ihmal zincirinin kurbanı oldu. Oysa bir kreş, bir yuva olmalıydı; çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, sevgiyle geliştiği bir ye...
Bazen en çok özlediğimiz şey; ne oynadığımız oyunlar, ne tattığımız şekerler… Asıl özlediğimiz, o günlerdeki masumiyet.
Su akar yolunu bulur zihniyetinden çıkıp, bilmediğin sokaklarda hiçbir dayanak olmaksızın kendi adımlarınla yürümektir. Hayatın seni nereye savurduğuyla yetinmek yerine, yönünü kendi ellerinle çizmekt...
Bir gün, cenazende kimse ayağa kalkıp “Fotoğrafları harikaydı, vücudu mükemmeldi, çok zengindi, aşırı güzeldi, zekiydi, yakışıklıydı…” demeyecek. Kimse, ne kadar şık giyindiğini, nerelere gittiğini y...
Gerçek, bağırıp çağırmakta değil; en kırgın anında bile kendini yönetebilmekte saklıdır.
Bazen farkına vardığımız küçücük bir şey, insan ilişkilerini bütünüyle anlamamıza ışık tutar.
“Bazı çiçekler vardır ki, bataklıktan doğar ama bataklığa benzemez.”
Üniversitede bir hocamız şöyle demişti. “Üniversite siz mezun olduktan sonra kendinizi nasıl pazarlayabileceğinizi öğretildiği ve bununla ilgili eğitim aldığınız yerdir."
Bazen insan, kendine fazlalık gibi gelen dünyada var olabilmek için önce kendi sesini duymayı öğrenir.
“Bir insanın kalbine dokunmadan, hayatın gerçekten yaşanabileceğine inanıyor muyuz?”
Bu bağlantı sizi https://www.yildirimgazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.