Geçtiğimiz hafta deplasmanda düşme potasında kurtuluş mücadelesi veren Kepezspor’a konuk olduğu maçta sürpriz bir oyunla altın tepsi içerisinde bıraktığı 2 puandan sonra hafta içerisinde bu maçın analizini ve gerekli tedbirleri gerektiği şekilde yapamayan temsilcimiz İnegölspor, Pazar günü evinde konuk ettiği 30 puanla 13. sıradaki Erbaaspor’la kabus gibi bir maç ve doğal olarak da kabus gibi bir sonuçla son iki maçta kaybettiği 5 altın puanla çok avantajlı olduğu play-off iddiasını zora soktu.

Evinde aldığı bu inanılmaz sürpriz yenilgi ile 50 puanda kalarak fikstürdeki 4. sıradan 7. sıraya indi. Bu kabus gibi maçın bitiminde birkaç hafta önceki maç yazımda 55 yıllık futbol tecrübeme dayanarak ve İnegölspor’u 35 yıldır takip edip köşemde yorum yapan biri olarak ciddi olarak ikaz edip eleştirdiğim İsmail Güldüren ile bahis skandalına karışan Mete Sevinç’in ceza alması üzerine ondan boşalan yere ilk 11’e giremediği için takımdan ayrılmak üzere olan İbrahim Sürgülü, Kulüp Başkanı Kani Ademoğlu’nun ricası üzerine kararından vazgeçerek geriye döndü ve o günden bu güne kadar oynadığı etkili ve istikrarlı oyunla Mete Sevinç’i aratmadı. Ancak bu sürelerde yedek kulübesinde bence gereksiz gergin davranan İsmail Güldüren ile İbrahim Sürgülü arasında hoş olmayan diyaloglar ve bazen de tartışmalar yaşandı. Bu diyaloglar neticeler iyi gelince kapandı. Ancak Pazar günkü çok ilginç ve beklenmeyen sonuç gelince bu tartışma çok çirkin ve İnegölspor’umuza yakışmayan boyutlarda devam edince sonuç futbolun doğal bir sonucu olarak yönetim ikinci defa bu olayı değerlendirerek İsmail Güldüren ile yollarını ayırdı.
İsmail Güldüren İnegölspor’un çok zor bir döneminde maddi ve manevi hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak ancak en önemlisi istikrarsız antrenörlük hayatında istikrarı sağlamak ve kalıcı olmak için üstlendiği bu görevinin başında hedefini kümede kalmak olarak belirledi. Bu hedefine son yıllarda görmediğimiz bir şekilde ilk yarının sonunda ulaştı. Böyle olunca ve son yıllarda ideal 11’lerin istikrarsızlığına son vererek ideal 11’ini belirleyerek bu 11’lerle çok başarılı sonuçlar geldi. Ancak 2. yarıda bu istikrarlı gidiş tersine dönmeye başladı. Bu istikrarsız gidişe dur diyemeyen İsmail Güldüren ve ekibi son 2 çok kolay maçta kaybettiği 5 puanla SOS verdi. Futbolda kötü giden sonuçların ardından maalesef oyuncular yerine çoğunlukta Teknik direktörler gider. Çünkü en kolayı budur. İsmail Güldüren’e hizmetlerinden dolayı şahsım adına teşekkür ediyor, bundan sonraki kariyerinde daha sakin ve başarılı olmasını diliyorum.
Rakip Erbaaspor 2. ligin yeni ekibi, tecrübesi yok. İlk yarıda topladığı sürpriz puanlarla düşme hattından uzak kalan çok mütevazi kadrolu zayıf bir görüntü çizdi. İnegöl’e belki fark yememek için geldiler. Ancak İnegölspor’un konsantrasyonunun bozuk olduğunu gergin olduğunu görünce dirençlerini arttırarak, ancak en önemlisi şanslarının da yardımıyla rüyalarında dahi göremeyecekleri bir sonuçla ayrıldılar. Maçın en önemli pozisyonu Sol bek Ömer Kandemir’in yaklaşık 20 metreden attığı sahalarımızda ender görülen müthiş golü doksanın demirine vurarak filelerimize gitmesiydi. Bu gole dünyanın hiçbir kalecisi hiçbir şey yapamazdı.
İnegölspor’a gelince Teknik heyet klasik 11’iyle çıktığı maçta kalede Emre, geride Enes-İbrahim-Ahmet-Orhan, ortada Yusuf-Emre-Kerem, ileride Hüseyin-Yasin-Taner tertibiyle çıktığı maçın son yarım saatinde Hüseyin-Emre ve Yusuf’un yerlerine Özcan-H.Alp ve Taha Recep oyuna alındı. Maça etkili başlayan temsilcimiz tüm maç boyunca rakibini baskı altında tutmasına rağmen girdiği mutlak pozisyonları gole çeviremeyince bunun yanında direkten dönen topları gol gelmeyince strese girip gerilmeleri sakin kalmalarını engelledi. Bu gerginlik inanılmaz golleri kaçırmalarına neden oldu.
En önemlisi İnegölspor son 4-5 maçtır iyi oynamıyor. Play-off’a bu kadar yakınken ve bu kadar fikstür avantajı varken bu son 2 maçta kaybettiği 5 puan bu güzelim hedefi çok çok zora soktu. Teknik heyet Kepez maçı performanslarını da göz önünde bulundurarak bu maçta çok kötü oynayan sağ bek Enes-sağ kanat Hüseyin ve orta sahada Yusuf’u devre arasında derhal oyundan alarak yerlerine Özcan-Taha Recep ve H.Alp’i oyuna almalıydı. Ayrıca müdafaada üçlüye dönüp 2. ve 3’ncü bölgeyi güçlendirmeliydi. Bu müdahaleleri yapmayınca bu kadar zayıf ve kolay takıma boyun eğmek zorunda kaldı. Bu maçta ileride tecrübeli Yasin çok çok pasif kaldı. Aslında bu sezon ilk yarıda bu kadar etkili olan açıklarımızın ortasında Yasin çok zayıf kaldı. Lazım olduğu böyle maçlarda etkisiz kalıyor. Kaçırdığı gollerle saç baş yoldurdu. Maçın en kusursuz adamı kaleci Emre Şeker’di. Yediği gollerde hiçbir hatası yoktu.
Sonuç olarak ilk yarı maçlarında çok iyi bir performans gösterip sezon başındaki hedefine ilk yarı sonunda ulaşan temsilcimiz, maalesef 2. yarıda bu performansını devam ettiremedi. Bunun sonucunda geldiğimiz noktada çok avantajlı olduğumuz fikstür avantajını iyi değerlendiremeyerek play-off dışına çıktık. Çıkmakla kalmadık bu çok kolay olan son 2 maçta 5 altın puanı çimlere göndü. Önümüzdeki haftadan itibaren play-off’taki rakiplerimiz İskenderun-Adana 01-Elazığ ve Ankaragücü ile maçlarımız var. Bunlardan Elazığ ile evimizde diğer 3’ü ile deplasmanda oynayacağız. Bu kritik maçlar öncesi Teknik heyet değişikliği nasıl bir sonuca götürür, onu bekleyip göreceğiz. İnegölspor bu tip tecrübeleri çok sık yaşamış bir kulüptür. Her şeye rağmen küme düşme korkumuz yok. Yönetim, oyuncularımız, teknik heyetimiz ve taraftarlarımız kenetlenerek kalan maçlarımızın hepsini kazanabiliriz. Yönetim sezon sonuna kadar yardımcı hocalarla devam edip, gelecek sezon için daha etkili ve verimli seçimler yapabilir. Bu duygu ve düşüncelerle İnegölspor’umuzun İskenderun deplasmanında başarılarını yazmak dileğiyle.
“BAŞKA İNEGÖLSPOR YOK”