Hani hepimizin çok iyi bildiği bir sözü vardır: “Şeytana uyma sende yanarsın!”

Tabi bizim Şeytanı tasvir ederken onu iki boynuzlu elinde bir tırpan figürü ile biliyoruz. Oysa şeytan herkesin beyninde. Nasıl mı? Siz beyninizi kontrol altında tuttuğunuz müddetçe hiçbir zaman kötü işlere kalkışmazsınız. Suç işleyen herkesin sığındığı bir savunması olan laftır: “Şeytana uydum!” bu sadece bizim kontrolümüz dışında olan bir eylem değil. Bana zarar getirecek bir eylemi ben bilebile yapıyorsam, benim kontrol mekanizmamın bozuk olduğuna delalettir.

Kimisi arkadaşına uyarak onun kontrolü altında kötü şeyler yaparak suçu imge haline getirdiğimiz Şeytana yükleriz. Kimimizde: “Benim bu işte bir suçum yok arkadaşımın kurbanı oldum diye de kendimizi aklamaya çalışırız. Şimdi gelelim bu günkü yazımda yer alan bir hikâyeye:

4. Murat dönemi içki yasaklarından bıkan Bekri Mustafa bir gün içkiyi bırakmaya karar verir. Eminönü’nde bulunan Rüstem Paşa Camine gelip Cami İmamına:

“Hocam bu içki denen illetten nasıl kurtulurum?” diye sorar. Hoca efendi bekriye tövbekâr olmasını bir daha şeytana uyup içki içmemesini söyler. Bekri Mustafa bu defa hocaya:

“Hocam ya Şeytana uyup bir defa içersem?” deyince hocada ona:

“Mustafa, bir kerden bir şey olmaz!” diye Mustafa’yı başından savar.

Bekri hocanın verdiği nasihate uyar bir gün içmez, iki üç gün derken bir gece kimseye görünmeden her gün gittiği gayri Müslüm Kirkorun meyhanesine gider adam akıllı içerek evin yolunu tutar. Kendi muhitine gelir gelmesine sokağı bulur, ancak evini bir türlü bulamaz. Evlerin çoğu bir birine benzediği için evinin hangisi olduğuna bir türlü tutturamaz. Oradan geçen mahalleli birini durdurup sorar:

“Hişt! Birader! Bekri Mustafa’nın evi hangisidir?” diye sorar. Adam Bekri Mustafa’yı tanır önce bir bakar şaşkınlıkla:

“Yahu Mustafa sensin zaten!” deyince Bekri Mustafa:

“Ben sana kim olduğumu sormuyorum ki. Evi nerede diye soruyorum!” der. Adam Bekri Mustafa’nın tövbekâr olduğunu duymuş, yeniden içkiye başladığına üzülerek onunu evinin kapısına bırakır. Ertesi gün öğlen namazına Rüstem Paşa camine gelir ve Bekri Mustafa’yı orada görünce hayli şaşırır. İmamın yanına varıp akşam ki olayı anlatır İmam Bekri Mustafa’yı yanına çağırarak:

“Mustafa ben sana sakın Şeytana uyma demedim mi?” Mustafa boynunu büküp:

“Haklısın hocam, ama bir testi şarabı senin gönderdiğini söylediler. Ve bana sizin mesajınızı şöyle ilettiler:

“Bekriye söyleyin bir kereden bir şey olmaz!” dediydiler.

4. Murat döneminde yaşamış bir çok fıkrası bulunan Bekri Mustafa gerçekten sonunda tövbekar olmuş ve