Hani birçoğumuz deli fıkraları anlatır veya dinlerler ya bende bu gün sizlere bir deli fıkrası ile yazımla merhaba demek istiyorum.
İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine genç bir doktor atanıyor. Hastane Başhekimi yeni doktoru hasta odalarını gezdirerek hastalar hakkında bilgi vermek için beraber koridorda ilerlerken ilk odaya giriyorlar. Girdikleri odada beş hasta vardır. Dördü yataklarında yatmaktadır. Diğeri ise kapı arkasında ki çöp kutusunda dikilmektedir. Genç Doktor Başhekime:
“Hocam bu adam neden çöp kutusunda duruyor?” diye sorar. Başhekim cevap verir:
“Bu dünkü gazete. Okunduğu için çöpe atılmış.” Der tabi buranın bir akıl hastanesi olduğunu bildiği için doktor sesini çıkarmaz. İkinci odaya girerler bu odada da dört hasta bulunmaktadır. Hastalar bir masa üzerine yatırdıkları bir hastayı evire çevire incelemektedir. Genç doktor yine merakla sorar:
“Hocam bunlar ne yapıyorlar böyle? Hastayı neden böyle evirip çeviriyorlar?” Başhekim gülerek cevap verir:
“Bu yatan hasta bu günkü gazete onu okuyorlar.” Der. Genç doktor da gülerek bir başka odaya girerler. Bir de ne görsünler yine bir hasta masa üzerine boylu boyunca yatmış, bir diğer hasta da elinde makas ile onun kulağını kesmeye çalışıyor. Genç doktor bağırarak hastanın elinden makası alır. Bu arada hasta hiddetlenerek doktora:
“Doktor bey neden beni engellediniz? Eksik gazete kuponumu tamamlayacaktım.” Der. Genç Doktor Başhekime döner:
“Hocam ne diyor bu hasta? Ne kuponu? Adamın resmen kulağını kesmeye kaktı?” başhekim yine gülerek:
“Bu hasta gazetenin ikramiye araba çekiliş kuponu verdiği için hasta kupon biriktiriyor. Onun için o gazete olan hastanın kulağını kesiyor.” Der.
Evet, bizim zamanımızda gazetelerin okunmasını özendirmek için hemen her ulusal yayın yapan gazeteler ya tencere seti, ya ansiklopedi veya araba çekiliş kuponu yayınlarlardı. Böylelikle gazete tirajlarının had safhaya çıktığı olurdu. İnsanlarımızın gazete veya kitap okuma alışkanlıkları olmadığı için bu yolu seçen gazete yayın kuruluşları insanlara okuma alışkanlığını özendirmek amaçla böyle bir yolu seçmişlerdi.
Ancak halkımız böyle bir külfete katlanmamak için haberleri o dönemde genelde radyolarından haberleri dinlemekteydiler. Geçmiş ile bu günkü çağımızda okuma alışkanlığının hala yerinde saydığını görmek bizleri hayli üzmekte. Kültürlü toplumlarda insanlar toplu taşıma araçlarında ya gazete okuyarak veya kitap okuyarak işlerine gitmekteler.
Şimdilerde gazeteler ne kadar özendirme mahiyetinde bir şeyler verseler de biz yine ya görsel basından veya radyolardan haberi izleriz veya dinleriz. Benim en çok korktuğum; zamanla ne kitap okuma ve nede gazete okuma alışkanlığın kalmayacak olmasıdır. Şimdilerin modası olan İnternet Gazeteciliği ile herkesin cep telefonları ile ulaşabileceği haber sitelerinden haberleri izleyeceği gerçeği de ortadadır…